30 Nisan 2011 Cumartesi

Allah'ı Arayan Çocuk

Allah'ı arayan çocuk...

Allah'ı arayan çocuk,
Dön daha anan yakınken,
Çevir sandalın burnunu,
Körfeze,liman yakınken...

Aklına gelmez kandığın,
Bir masaldır inandığın,
Uzaktan gölet sandığın,
Olur bir umman yakınken...

Sen ondasın,sendedir o,
Baş ondadır,sondadır o,
Sorma hangi yöndedir o,
Şah damarından yakınken...

2008
Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

Meraklısına not:

Bir dostla ateizm üzerine sohbet ettikten sonra, gece yazılmıştı.

Sokak Lambası II


Ruhum sığmıyor artık bu kokuşmuş cesede,
İçimde ben olmaktan kurtulmanın çabası,
Gece,kadın misali,şehvetle 'Gel! ' dese de,
Karşıdan göz kırpıyor bana sokak lambası...

Aydınlığın timsali o yapayalnız lamba,
Benim gibi sahipsiz, benim kadar çilekeş,
Dünya,sahne misali,plastik ve muşamba,
Nerde, hava, toprak ve suya ruh veren ateş?

Kainat yüz çevirmiş bana,düşman kesildi,
Cerrah yarama bakmaz,tabib vermez ilacı,
Katip meleğim küsüp defterden kaydım sildi,
Ezdiğim karıncalar gıyabımda davacı...

Sen de dava et, hakim tek celsede bitirsin,
Mansur gibi dara çek, Nesimi gibi yüzdür,
Gasteye ilan verdim,bulabilen getirsin,
Benliğimi ben sende kaybettim,hükümsüzdür...

2007
M. Bahadırhan Dinçaslan

Meraklısına not:

Lisede yatılı okurken, yurt odamda her gece baykuş gibi tünediğim pencere kenarının tam karşısında bir sokak lambası vardı. Dağın başında, kimsenin geçmediği bir yerde. İşin garibi, yol üstü olan kimi yerde yoktu sokak lambası. Ergenlik bunalımlarına gark olmuş bir gencin kendisini özdeşleştirmesi için ideal bir manzara.

Sokak Lambası


Sokak lambası sen yan,ben yanayım,yanalım,
Gücümüz yitene dek,cihan ışıkla dolsun,
Ne kadar dayanırsak o kadar dayanalım,
Boğarız karanlığı belki bir lahza olsun...

Kapkaranlık gönüller,güneş zulmet saçıyor,
Bir ikimiz kalmışız aydınlığı özleyen,
Korku,anahtar olmuş, her kilidi açıyor,
Bir ikimiz kalmışız,Mesih yolu gözleyen...

Heyhat, sokak lambası,boşuna bu bekleyiş,
Beklenen kurtarıcı kurtarılmaya muhtaç,
Hayat,ebed yolunda, bir sende,bir tekleyiş,
Ölüm,bir şeb-i arus,Azrail'le izdivaç...

Bakma öyle elemli,sapsarı ve sımsıcak,
Bir mana var bu mahzun,esrarengiz bakışta,
Bu bakış,Azrail'in bana açtığı kucak,
Bu bakış, yaz güneşi, donduran kara kışta...

2007
M. Bahadırhan Dinçaslan

Meraklısına not:

Lisede yatılı okurken, yurt odamda her gece baykuş gibi tünediğim pencere kenarının tam karşısında bir sokak lambası vardı. Dağın başında, kimsenin geçmediği bir yerde. İşin garibi, yol üstü olan kimi yerde yoktu sokak lambası. Ergenlik bunalımlarına gark olmuş bir gencin kendisini özdeşleştirmesi için ideal bir manzara.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Vendetta Serisi (I-II-III)

Vendetta I

Kafasında sorular
Namlu ağzında mermi
-Alacağı intikam
Acaba mukadder mi? -

Geçirdiği o yıllar
Dövmüş onu örsünde
İntikamı çarpıyor
Kalbi değil göğsünde

Kin bürümüş gözünü,
Öfke, almış yürümüş!
Nefreti yeşerdikçe
Merhameti çürümüş

İnsan değil o asla!
Kendi bile biliyor...
Andıkça geçmişini
Hafiften irkiliyor

Kan çanağı gözleri
Heyhat... Dönmüş bir kere!
İşte gidiyor adam
Hiç dönmemek üzere

Baskın verecek birden
Ummadığı bir anda
Arındırıp ruhunu
Hasmından akan kanda

-Capcanlı bir yaz günü
Neşe dolu havası
Aldırmazsınız,varsa
Serde bir kan davası-

Eziyor çiçekleri
Sürgünleri kırıyor,
'Çık karşıma! Erkeksen! '
Genç adam haykırıyor

Seyrediyor bir süre
Soğukluğuyla buzun
Dikilip karşısına
Hasmını uzun uzun...

Bir ses diyor ki ona
'Derdinin devası bu
Sakın korkma, acıma,
Ulan, kan davası bu! '

...

Ve bir şair diyor ki
Hatırlayıp o günü:
'Boşalttı yüreğini
Boşalttı şarjörünü...'


II: Fedai

-Bir Türkçü fedainin manzarasıdır-

Bana benim çektiren
En büyük işkenceyi;
Uzaklardan bir siren
Böldüğünde geceyi:

'Peşimde aynasızlar,
Yanıp sönen yıldızlar! '

Tutuklayacaklarmış!
Ben bende tutukluyum
Katlime ferman varmış
Isınıyormuş suyum:

'Ben zaten öldüm beyim
İki kez mi öleyim? '

Anısı hala gitmez
Baş ucumda hayalet
Kendi kendime ilk kez
İşlediğim cinayet

'Ben beni öldürmüştüm
Ağır gelince yüküm...'

Hasmım! Kendine kıyan
Sana acır mı sandın?
Hele birazcık dayan;
Biliyorum usandın

Korkuyla yaşamaktan,
Ölmeliydin sen çoktan!

Sabret şu polisleri
Atlatayım da sonra
Gelir kanı pisleri
Temizlemeye sıra...

'Yaşamam lazım komser!
Bana biraz izin ver...'

Barikatın ardına
Sıyrılıp geçeceğim...
Doldurup boş kovana,
Kanını içeceğim!

Haykıracağım:'Korkak!
Ölürken yüzüme bak! '

...


Evet hakim bey, bendim
O pisliği öldüren
Ve senin de efendim
Dolduğu zaman süren

Kusacak sana bir el
Barut kokan bir ecel!

Çünkü biz bu toplumun
Vicdanıyız, sesiyiz...
Ensenizdeyiz, korkun!
Ölümün nefesiyiz!

Bizler; fedaileriz:
Kan içer adam yeriz!

Diriliriz milyonla
Biz, bir kere öldük mü!
Haydi sehpaya yolla
Kır kalemi ver hükmü!

Yüzüne güleceğim!
Huşuyla öleceğim...

...

Yıllar sonra bir şair
Aynı zındanda çile
Doldururken yerde bir
Not buldu Azrail'e:

'Onu bir görebilsem
Sonra gelsen de, ölsem...'


III: Yargıç

İlk bombayı patlattığında,türkü söylüyordu:

'Biz bozkır çocukları adam yer kan içeriz
Öfkemize set midir kul yapısı bir duvar
Kanınıza girersek şad olun ki Türk'üz biz
Sayemizde ölmenin şerefli bir yolu var...'

Duvar yıkılmış, ev ve içinde yuvalanmış alçak savunmasız kalmıştı. Davranma vaktiydi, kulağı uğul uğuldu öfkeden, yine de, içinde 'insan'a duyduğu ufak bir merhamet kalmıştı. Onu bastırması lazımdı tetiği çekmeden; ihlasla yapılmayan amel, ibadet kabul edilmezdi çünkü. Öldürürken içinde en ufak merhamet duyarsa, katil olurdu, infazcı değil.

-Fedai'nin iç sesidir-

Belimde altıpatlarım -Tanrı ben miyim yoksa? -
Gözlerimi kan bürümüş -Rüya mı bu gördüğüm? -
Kulağımda merhametim -Yakamı bir bıraksa
Bir kesilse fısıltısı... Bir çözülse şu düğüm! -

On yıl önce bin yıl sonra ne fark eder! Hepimiz
Tadacağız bu acıyı -Merhamet! Düş yakamdan! -
Hükümlerim ilahidir -ne savunma, ne temyiz!-
Gelen sorgulanmaz elçi kılındığım makamdan...

Kavi çelik hamur olur bu hükmün bıçağında
-Af diler intikamından Hüseyn'in yezidiler-
Hesap günü erişende, ulu divan çağında
Korkak merhamet gösterir,korkak merhamet diler!

M. Bahadırhan Dinçaslan

ve bir alıntı:

'Bu hakimler veremez hükmünü bu celsenin
Hazır olun BOZKURTLAR hüküm sırası sizin! '

Meraklısına notlar:

İntikam ve kan davası konularının irdelenmesi, belki "Şehrin Azizleri" filminden mülhem, sıradan bir intikam arzusunun git gide kamuya adanmış bir vicdan manifestosuna dönüşmesi. Bir de; ilerde bir Türkçü direniş olursa, Türkçü militanların geceleri okuyup kendilerini bulabilecekleri, dara düştüklerinde mırıldanabilecekleri bir şeyler yazma hevesi.

10 Nisan 2011 Pazar

Qara Paltarlı Qadın


Kişilər bir olmur atam balası
Qorxağı var, igidi var,
Amma hər kişinin öləndən sonra
Qəbri üstdə ağlamağa
Bir qara paltarlı gözəl bir qadına ümidi var

Sən öləndə kim olacaq gözlərini bağlayan?
Qardaşmı olacaq, yadmı olacaq?
Bu dunyada bəlkə sənə ən çox ağlayan,
Ən çox ağlatdığın qadın olacaq?!

Göz yaşları yuduqca baş daşını
Qəbrində qurcalanıb,deyəcəksən: ilahi
İllər boyu ağlatdığım bu qadın
Görən necə saxlayıbdır bu qədər göz yaşını?!

Bircə kərə nə saçını oxşamışam,
Nə gözünü silmişəm.
Gözlərimə batır indi saçlarının hər dəni,
İllər boyu bu qadına mən axı dərd vermişəm
İndi görən niyə çəkir dərdimi?

Bu qadın baş daşımı öpüb sığallamaqdansa,
Yumruğuyla döysə-döysə yaxşıdı.
Qəbrimin üstündə ağlamaqdansa,
Məni söysə yaxşıdı.

Yeri-yeri,qara paltarlı qadın,
Kiri-kiri,qara paltarlı qadın.
Bu qəbir də min qəbirdən biridir.
Baş daşımı bəsdir basdın bağrına,
Bütün mənə ağlayanlar kiridi,
Sən də kiri, qəbrim damır, ağlama...

Ramiz Rövşən

9 Nisan 2011 Cumartesi

Ramil Seferov


Ramil, Ramil, ay Ramil!
Öğün sen bu zaferle
Ayak bastığın yerle
Fehrediyor Cebrayil!(*)


Ey üç renkli bayrağımın üç kere asil oğlu!

Adın artık ataların gibi baki ve ulu;
Babek'in erliği midir dirilen duruşunda?
Ne yiğitsin: Gök gürlüyor nabzının vuruşunda!
Bırak devrin sefasını bugün üç beş it sürsün
Onlar piçliğine esir, sen: zındanda özgürsün!
Soysuz yarın unutulur... Senin kalacak adın,
Vatan için ölmedinse: Vatan için yaşadın!
Ey sen! Odlar ülkesinin od bakışlı balası
Ey sen! Kabri mabed olup yarınlara kalası,

Ramil, Ramil, ay Ramil!
Pek yakındır özgürlük
Yanındayız Koca Türk!
Seferov yalnız değil!

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

*Cebrayil: Doğduğu şehir.

Meraklısına not:

Müebbet hapis zaten korkunç, bir vatanseverin bu cezaya mahkum olması daha çok üzüyor bir Türkçü'yü. Kendimi Ramil yerine koydum, ne duymak isterdiysem onu yazdım.

Siyah Beyaz Kültür ve Sanat Platformu 4. sayısında yayımlanmıştır.

Vasiyet 2

Her patlayışımı sabırla dinleyen cefakar kardeşim Muhammet Ali Altunbilek'e...

Dua okuma bol bol
Tanrı keriz mi ayol?
Öldüğümden emin ol
Birazcık başımda dur.

Yaz ki mezar taşıma:
"Bir iş geldi başıma
Son verdim savaşıma
Üflenene kadar sur..."

Ağlama, ölüm ne ki?
İnsan öldükçe baki..
Yesinler, kahvedeki
Dostlara helva kavur...

Koy yanıma bas git tez
Az rakı, biraz çerez,
Çiçek miçek istemez,
Ben ot yemem, dokunur.

"Adı Güzel"e kendim
Okurum öz mevlidim,
Başımdan aşkın derdim
Zaten... Hocayı sustur!

Bittiğinde keşmekeş,
Kefen cebime, kardeş
Biraz tütün koy, ateş
Nasıl olsa bulunur!

M. Bahadırhan Dinçaslan
.

Meraklısına not:

Çok üzerine düştüğüm bir şiir değildi, hatta şiir değil zaten. Ama o kadar yarenlik etmiş bir insana bir şeyler yazmak, onu ölümsüzleştirmek gerekiyordu; birlikteyken hep olduğumuz gibi, alaylı bir dille yapmaya karar verdim.