11 Mayıs 2018 Cuma

Karabasan

"Başkaları cehennemdir."

Meçhul tanrıların adı konmamış kabusuna
Dalar şehir cehennemî bir hasretle bûsuna

Gece kim bilir kimlerin müphem korkularıdır
Hep başkası, bu cehennem; göz kapağımda ağır

Bir perdenin karanlığı, sarmalar sarar beni
Üfler kandili heyûla dört bucak arar beni

Rûya aleminin müthiş boşluğuna asılı
Elden düşme bir hezeyan kim bilir kimin malı

Her gün sureti bir başka, her gün aynı hafakan
Belli belirsiz tanıdık, sesi gelir uzaktan

Ah bu belalı hatifin sesi kulakta buzul
Bir rafızi ritüelin yankısı uğul uğul

Bürür beynimi haşerat binlerce küçük ağız
Açılır üleşir beni boşlukta yapayalnız

Kaskatı bir felcin sessiz çığlığı yankılanmaz
Başkaları hep unutur adımı kimse anmaz

Yolun sonu geldi derken yalnız, sessiz, kötürüm
Göz ucuyla sağ yanımda ellerini görürüm

Ellerin! Son teşrifinde aynama bıraktığın
Ellerin! Ah yed-i beyza! Kıpır kıpır bir yangın

Yalazı yüzümü yalar felcin buzları erir
Bağrımdan bir şeytan kalkar iman tahtam ürperir

Ah! Allah'ın elleridir meshi sağaltır beni
Hissederim unutmaz bu vefalı hatır beni

Başkaları cehennemdir bu eller cennetimden
Çiçek derer, ıtır kokar: Kim demiş yalnızım ben?

Sabaha dek Ebu Leheb hamurumu yoğurur
Dokuz soluk bekler beni taze tekvin doğurur

Kapanır göz kapaklarım bir munis serencama
Yangın sönüp silüetin gümüş kakınca cama

Gece şafağın layemut şiirini besteler
Aynamda kirpiklerinden akseden bercesteler

M. Bahadırhan Dinçaslan


27 Mart 2018 Salı

Zakir

-Yağız Ozan'a nazire-

Sofiyane bir vecd üstümde tülbent
Bir buse bırakır rûha nihavent
Önüme çekilir masivadan bent
Bir hırka, bir asa aşar gelirim

Tayy-i mekan, tayy-i zaman, yerimde
Sayarım yürüyüş kararı; müjde!
Bin yıl ve bir adım kaldı Muid'e
Makamım hayretî, şaşar gelirim

İncecik sekarat, cılız nefesi
Verirken, vücudun bu son raşesi
Kırılır Davud'un sırça kasesi
Bin yeni gözeden taşar gelirim

Zonklayan esrar şah damarımda hûş
Nabzımda bin ölüm, bin yeni doğuş
Ey ukbadan bana açılan ağuş
Üç günlük dünyayı yaşar gelirim

M. Bahadırhan Dinçaslan

12 Mart 2018 Pazartesi

Sanhedrin

Bir müphem ümitle titreşir ufuk
İkrarının yükü sırtında kambur
Takılır gözleri bir kelebeğe
Uzatır boynunu kanlı kütüğe
Annesinin kandırdığı bir çocuk

Yazgıya boynunu eğişi mağrur

Kuru elleriyle ihtiyar adam
Bir şabbat ağıdı inleyip durur
Uyanır Celile horoz sesine
Günahsız kuzunun can kafesine
Cebel Musa olur kurulur makam

İlk taşı atanın elleri kurur

Sükut orucunda günahkar kadın
Hakikat ağırdır, dili tutulur
Gözlerinin derininde bir bulut
Baş taşı üstünde dikilir bir put
Boğazlanıp gömülmüş bir tanrının

Gizler göz yaşını ipince yağmur

M. Bahadırhan Dinçaslan

26 Şubat 2018 Pazartesi

Castrum Doloris

Kımıl kımıl taze ölüm gölgesi
Dolanıyor odada son nefesi
Her köşede birer şeytan pusuyor

Bir soğuk parıltı kirpiklerinden
Süzülüyor buzul mavi, derinden
Sönmüş dudakları mermer kusuyor

Keşişlerin dillerinde terennüm
İnliyor uzaktan uğursuz kudüm
Gözü açık gitmiş Meryem, susuyor.

M. Bahadırhan Dinçaslan


14 Şubat 2018 Çarşamba

Uğurlayan

-Bir AŞTİ şiiri-

Uzanır bir kabus gibi ev yoluna istasyon
Bir zebani hevesiyle gözler yolumu balkon
Gözlerimde cin cümbüşü odamda bir helezon
Her köşede cennetinden sürgün bir melek ağlar

Omzum düşer Atlas yükü üstüme bırakılır
Duvarlarda silüetin gözlerime takılır
Uzanırım yorgan tabut üzerime çakılır
Yastık başımda matemde altımda döşek ağlar

Bir intihar ürpermesi uyanırım uykumdan
Hafakanlar üşüşür en iptidai korkumdan
Hatırlarım yıldız gibi kayışını ufkumdan
Gözümde anne sütünden kesilmiş bebek ağlar

M. Bahadırhan Dinçaslan

11 Şubat 2018 Pazar

Afrin Ağıdı

Bir lahuti terennümle bin atlı
Dolu dizgin sahipkıran kanatlı:

Gökyüzünü ıssız koyup göçtüler.

Yerin suyun ıssıları beraber
Kül Tegin'in altına birer birer:

Adlarını taşa oyup göçtüler.

Gök Börü'nün düştüler gök izine
Oturdular tanrının sağ dizine:

Nama kanıp, şana doyup göçtüler.

Nallarının çıngısından yadigar
Yıldızları sürdü peşinden rüzgar:

Tinlerini tenden soyup göçtüler.

M. Bahadırhan Dinçaslan


30 Ocak 2018 Salı

Petite marchande d'illusion

Zülfü inmiş yanağına yarımaya nazire
Bütün mahalle aşığı; belki hala bakire
Gençler istâreye yatar sokağımdan geçerken

Salınır nazar-ber-kadem çehresi bize mekruh
Zamanı durdurur yosma öyle nazlı, öyle şuh
Nabız bile yavaş atar sokağımdan geçerken

Bakanın göz kapağında meşum şaklar kırbacı
Yılankavi saçlarıyla bu küçük işportacı
Gözbağları alır satar sokağımdan geçerken

M. Bahadırhan Dinçaslan