5 Haziran 2017 Pazartesi

Abora Tangosu

Bir görünmez mutrib mahir elleri
Uzanıp Allah'a eren nağmeler
Gülşeninde yalnız gezerken Itrî
Ömrün hasadını deren nağmeler

Perdeler ardından ufka bakıyor
Ayş u nuş deminde vecd ile fağfur
Abora'dan maveraya akıyor
Habeş göklerinden boşalan yağmur

Bir yanda, Allah'ın öksüz kulları
İlticagahında kadim beşiğin
Şadırvanda kuru eller yukarı
Açılıyor Allah kadar mutmain

Habeşli gelinin söylediğidir
Bu kadim sır, kadim sükut-u hayal
Var etmeye, yok etmeye muktedir
Göbek deliğime yerleşen melal

Metruk manastırda hatif devamlı
Bir bela müjdesi fısıldar, durur
"Ecirne minennar" dualar gamlı
Uzak bir bahçede bir lale kurur

Kutsal kasesinin sarhoşu bugün
Davud'un hamd ile döndüğü girdap
Bir muhacir sancı gözleri ölgün
"Selam, selam sana haşmetli azap!"

Habeşli gelinin elleri mahir
Evtarında tılsım, sesinde büyü
Kulağımdan beyne süzülen zehir:
Biliyorum anlattığı öyküyü

Biliyorum: Mehlika hiç dönmedi
Pia, çocuklara asla görünmez
Bu ateş kimleri yedi sönmedi
Kaç aşık bekletti boşa bu körfez

Habeş vadisinde bir şaşkın şair
Tüten ukdesini gûrûba sarar
Fasık cüretiyle kendine dair
Güneşin altında yeniyi arar

Gülşeninde yalnız gezerken Itrî
Ölüdoğan âhlar dizer mahrece
Bir ezeli susuş, benden içeri
Abora'da geçirdiğim bir gece

M. Bahadırhan Dinçaslan

"...A damsel with a dulcimer 
In a vision once I saw: 
It was an Abyssinian maid 
And on her dulcimer she played, 
Singing of Mount Abora..."

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Kırım Ağıdı

-Yetik Ozan ilhamıyla-

Bize bir fenalık erişti haktan
Günahımız neydi? Arım var gardaş
Ağsın da Allah'a recai duman
Haşre dek tütecek narım var gardaş

Yıldızına küstü sahipkıranım
Volga'yı kızıla boyadı kanım
Tepreşim vardı dün, Hanım, Hakanım
Şimdi bir kızılca çarım var gardaş

Yasımız mevsimin yayına düştü
Ümidim bir tiren rayına düştü
Al yeşil ellerin payına düştü
Bir uçsuz bucaksız sarım var gardaş

Bağrımda bayrağım kırk yeri yama
Sıkılı yumruğum bir paslı kama
Yare verdiğimiz söz baki, ama
Andımızda ilkin Kırım var gardaş

M. Bahadırhan Dinçaslan

24 Nisan 2017 Pazartesi

Jezebel Gazeli

"Benimdir suç ki vardım bezme verdim sana can nakdin
Senin yokdur efendim bunda hiç cürm ü günâhın gel"
Nedim

Gel duhter-i şeb-i yelda eriştir sabahın gel
Kafiristan gıybetinde ol çeşm-i siyahın, gel

Bila şek ve la şüphe bir kafirin soyusun
Ben-İsrail zebun oldu yok mudur Allah'ın, gel

Yol tükenmez yürüdükçe İshak'ın handan kızı
Sinem olsun gurbetine ol mevud penahın gel

Azad ol da libasından yed-i beyzanı göster
Gel, arala kisvesini alem-i berzahın, gel

Adın Haşem'e nazire müşriğin ben olayım
Gel ey melun ben olayım tehcirde hem-rahın, gel

Dil bi-perva-yı cehennem vebal boynum üstüne
Hannas benim senin bunda yok cürm ü günahın, gel

M. Bahadırhan Dinçaslan

19 Nisan 2017 Çarşamba

Göğe Asılan Adam

Bir zavallı Meryem bağlar dilini
Atmaca yarında siner gölgeye
Karahisar'ın bembeyaz gelini
Kirpiğini çevirince özgeye

Gönül yayı yasılır

Kendi pençesiyle kabrini kazar
Gözlerine kefen eder mağribi
Kırık divitlerden kızıl kan sızar
Mürekkebin üzerine kum gibi

Yaraya tuz basılır

Durur aklı toza ezen değirmen
Dudağında son bir istihza muğlak
Muallak taşında hiçe uçarken
Varlığına tekme savuran ayak

Son bir defa kasılır

O yetik ozanın düştüğü yola
Vehimden taşları kabuslar döşer
Otuz yedi öksüz, titreşen damla
Allah'ın gözünden parkeye düşer

Göğe adam asılır

M. Bahadırhan Dinçaslan

31 Mart 2017 Cuma

Türkistan'a Ağıt

-Yetik Ozan'ın hatırasına hürmetle-

Bir mücrim coğrafya ağlar iniler
Mekreden Tanrı'nın tuzaklarında

Hiçliğe uzayan bir çift çekik göz
Yenisey'in buzul sızaklarında

Göğünde bir bunlu atmaca döner
Urumçi ufkunun uzaklarında

Kırım'da bir ıslık, belli belirsiz
Aluşta civarı sazaklarında

Meçhule hayalet tirenler kalkar
Kızıl yeşil ağu erzaklarında

Şehrayini sönmüş Deşt-i Kıpçak'ın
Toy tepreş muhaldir Kazaklarında

İhtiyar kam ata Saka düzünde
Arsız yıldızların zikzaklarında;

Beyhude bir hırsla sılayı arar
Çektiği gurbettir kızaklarında.

Ve ben, Kerkük gibi vatan yitirdim
Bir Türkmen kızının göz aklarında

M. Bahadırhan Dinçaslan

"En önde bir adam dağlardan ulu
Yüreğinde oba oba göç dolu
Bulmuş karanlıktan çıkaran yolu
Tan, Osman Batur'un göz aklarında"

Yetik Ozan

24 Şubat 2017 Cuma

Ben Hep Tedbirli Gezerim

"Köşe bucak, yalın yürek
Ben hep tedbirli gezerim."
Hakan İlhan Kurt

Direklerde, duvarlarda
Öfkem çalakalem resim
En tekinsiz diyarlarda
Ben hep tedbirli gezerim

Kovulmuşum her menzilden
Ölsem yok yatacak yerim
Şakiyim yedi nesilden
Ben hep tedbirli gezerim

Bugün mevzim bir koyakta
Yarın dağda Allah kerim
Elim belde göz budakta
Ben hep tedbirli gezerim

Ateş başı öyküsüyüm
Kan içerim adam yerim
Bir eşkiya türküsüyüm
Ben hep tedbirli gezerim

Yedi kızın gözyaşında
Günaha batmış ellerim
Düze inmem, dağ başında
Ben hep tedbirli gezerim

Buza kesmiş dışım kesif
Gayızla dolu içerim
Dünya kuyu, çilem Yusuf
Ben hep tedbirli gezerim

Ala düşmem faka basmam
Pusuyu önden sezerim
Öğütlere kulak asmam
Ben hep tedbirli gezerim

Pervam yok bahtımdan kısmet
Koltuğumda tatlı serim
Bir on dörtlüye emanet
Ben hep tedbirli gezerim

Ebede uzar bu celse
Hükmünü veremez hakim
Ne çıkar fermanım gelse
Ben hep tedbirli gezerim

M. Bahadırhan Dinçaslan

9 Şubat 2017 Perşembe

Feraye

"Dağın maralı, çölün çakalına yar olmaz."

Feraye'nin gözlerinde tanrılar sinsin oynar
Feraye'dir kızın adı Feraye Türkmen kızı
Ferayemin eli iskan obası hep tarumar
Ferayemiz sahipkıran, göğün öksüz yıldızı

Titreyen dudaklarında donup kalan karakış
Ellerinde bir heyecan taze baharla hısım
Gergefinde yedi elvan ebemkuşağı nakış
Boz alışkın gözlerimde parmakları kıvılcım

İplik iplik desen desen bir Türkmence hikaye
Dağdan dağa obaları ayaklandıran kıyam
Feraye yazgımı dokur Türkmen kızı Feraye
Yazmasını yere çaldı gözlerine bakamam

Bir Rafızi sitem yüzün kaldırınca yukarı
Bir damlacık süzülünce gözündeki denizden
Erimez babaerenler bu yıl dağların karı
Erliğinden utananlar at sürsün peşimizden

Elim obam kurban olsun Ferayemiz ağlıyor
Bu kızı ağlatan Tanrı! Cehenneminde boğul!
Seyret Nuh'una nazire Türkmen hışmı çağlıyor
Toplanıyor yazmasının gölgesinde karavul

Bir nedamet zehri ile kirpiğinden çıkan ok
Döşümüzden vurdu bizi haram oldu toy, şölen
Gözyaşında yüz binleri boğana dek dönmek yok
Kuyruğu bağlı kısraklar, yakamızda kardelen

Şimdi İstanbul içine kopsa gerektir tufan
İrkildik ırmağa döndük elbet denize sapar
Uğul uğul ılgarımız, kalpte şaşmaz bir iman:
İriş Dede Sultan iriş! Kıyamet kaçan kopar?

Ruz-u mahşerde hesabı sorulursa erenler
Bir ürkekçe suna için bin güle kıydık deriz
Döktüğümüz kanda yunup belki biraz serinler
Bir tanrıça rüyasında yaşayan Ferayemiz

M. Bahadırhan Dinçaslan