29 Mayıs 2010 Cumartesi

Ustaların Düeti!

Fuzulî'nin meşhur musammat gazeline Baki'nin tahmisi...

Aceb ol şâh-ı zâlim âşıkın hûnuna kanmaz mı
Bu denlü nâle bir gün ana te'sir ede sanmaz mı
Kıyamet yok mudur sanur ya hod haşre inanmaz mı
'Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı'

Dem-a-dem o gül-i handân eder can bülbülün seyrân
Nasîbi ellerin ihsân benim endûh-i bî-pâyân
Eder gayrileri handan beni bin derd ile giryân
'Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsân
Niçin kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı'

Duyuldu râz-ı pinhânım tükenmez ah u efgânım
Yıkıldı kalb-i vîrânım feragat üzredir canım
Akar eşk-i firâvânım çıkar eflâke nâlânım
'Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı'

Olaldan dilde gam mesken huzûrum gitti âlemden
Görünür çeşmime gülşen belâ-yı aşk ile külhen
Nice demler o sîmin-ten haber almadı dâmîden
'Gamım pinhân dutardım men dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı'

Firâk-ı ârız-ı gül-bu eder can bülbülün sayru
Gözümden devr dürer incû figanımdan cihân memlû
Ruhun gördükçe ey meh-rû sirişkim saçılır her sû
'Gül-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akan sular bulanmaz mı'

Rûhun seyreyleyen âkil olursa mest-i lâ-ya'kil
Değildir sevmemek kâbil mahabbet etmemek müşkil
Ne denlü olsa sengin dil sarakdı meyl eder hâsıl
'Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı'

Kulun Bâkî şeker-hâdir lebin vasfında güyâdır
İşi seyr ü temâşâdır ser-i kûyında gavgadır
Gedâ-yı bî-ser ü pâdır garîb-i deşt-peymâdır
'Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı'

27 Mayıs 2010 Perşembe

Meşələrdən üzü bəri
Nə yürüyür bu yalquzaq?
Görən kimi deyib gəlir?
Səndən uzaq! Məndən uzaq!

Göyə üz tutub uluyur,
Ay qorxudan çıxa bilmir,
Ulduzlar diksinir göydə,
Gözlərinə baxa bilmir.

Hara qaçır? Kimdən qaçır,
Ayaq açan gündən qaçır.
Nə dini var, nə məzhəbi,
Hər məzhəbdən dindən qaçır.

Onu kim saxlar yolundan?
Yerin-göyün yiyəsidi.
Dəstəyi Allah əlində
Bir bıçağın tiyəsidi.

Nə yarı var, nə yoldaşı,
Görən-görən uzaq qaçır.
Dünyanın bəyi-bayquşu
Bir tənha yalquzaq qaçır.


...


..
Ramiz Rövşən

23 Mayıs 2010 Pazar

Lament for Eorl the Young-Türkçe Çeviri

Genç Eorl'un Ağıdı

Nerde küheylan, süvari, çalınan boru nerde?
Nerde zırh, nerde uçuşan sarı saçlar, miğferde,
Nerde o arp çalan el ki tutuşurdu tellerde
Bahar, hasat ve upuzun ekinler, perde perde...?
Dağlardan yağmur, çayırdan yeller gibi geçtiler,
Batı'da günler dağların gölgesine göçtüler...
Kim getirsin bu yangının külünü bir araya,
Ve gözlesin gün Deniz'de vuruyorken karaya...?

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

*Siyah Beyaz Kültür ve Sanat Platformu Mart sayısında yayımlanmıştır

21 Mayıs 2010 Cuma

Lament for Boromir-Türkçe Çeviri

Aragorn söyledi:

Aşarak Rohan boyunca kırları, batakları,
Çarpar Mundburg surlarına latif Batı Rüzgarı...

"Ey gezgin yel!Taşıdığın ah, hangi havadistir?
Çarptı mı gözüne mehtap ışığında Boromir?"
"Gördüm, atının üstünde yedi ırmağı geçti,
Gördüm! Bomboş nice yoldan o en ırağı seçti!
Tuttu kuzeyin karanlık sislerine yolunu
Artık Kuzey Yeli gözler Denethor'un oğlunu..."
"Ah Boromir! Gözlüyorum garbı surlardan, ama
Bomboş topraklarda gölgen çarpmıyor nazarıma..."

Legolas söyledi:

Taşar deniz sesi, uçar cenubun rüzgarıyla
İnler surun kapısında martı çığlıklarıyla...

"İnlemende hangi haber saklı ey güney yeli?
Nerde zarif Boromir,ah, epey oldu gideli?"
"Sorma bana nerde meskun- Güneyde hep kemik var!
Ak ve kara sahillerde hepsi uzanmış yatar...
Niceleri Anduin'den 'deniz' aşkıyla indi
Ben de haber soruyorum Kuzey Yeli'nden şimdi..."
"Ah Boromir, kapıların ötesinden, güneyden
Martılarla çığlık çığlık gelmiyorsun sen, neden?"

Aragorn Bir kez daha söyledi:
Kükreyen şelalelerden, Kral Kapıları'ndan
Aşar gelir Kuzey Yeli, buz gibi ve kudurgan...

"Kuzey Yeli! Nefesin ki güçlüdür, nice haber
Taşır... Bizlere korkusuz Boromir'den haber ver!"
"Amon Hen'in eteğinde duydum son narasını
Ard arda binlerce düşman deşerken yarasını
Düştü... Ama çehresine bir letafet hakimdi,
Na'şını altın Rauros göğsünde taşır şimdi..."
"Ak Kule'de bütün gözler dikilecek kuzeye
Bir gün Rauros'ta yiten Boromir gelir diye..."

Gimli söylemedi, çünkü Doğu Yeli'ne türkü yakılmaz...

M. Bahadırhan Dinçaslan

Not: Siyah Beyaz Kültür Sanat Platformu Ocak 2011 sayısında yayınlanmıştır.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Déchiré

Déchiré
Je suis un homme partagé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Faut-il que je me coupe le coeur en deux ?
Déchiré
Je suis un homme dédoublé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Est-ce ma faute si je suis un homme heureux ?
L'une pour le jour
Et l'autre pour la nuit
L'une pour l'amour
Et l'autre pour la vie
L'une pour toujours
Jusqu'à la fin des temps
Et l'autre pour un temps
Un peu plus court
Déchiré
Je suis un homme partagé
DéchiréEntre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Mais ce n'est pas à moi qu'ça fait du mal
Déchiré
Je suis un homme dédoublé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Est-ce ma faute si je suis un homme normal ?
L'une pour le ciel
Et l'autre pour l'enfer
L'une pour le miel
Et l'autre pour l'amer
L'une à laquelle
J'ai fait tous les serments
et l'autre avec laquelle
Je les démens
Déchiré
Je suis un homme partagé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Faut-il que je me coupe le coeur en deux ?
Déchiré
Je suis un homme dédoublé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Est-ce ma faute si je suis un homme heureux ?
Déchiré
Je suis un homme partagé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Faut-il que je me coupe le coeur en deux ?
Déchiré
Je suis un homme dédoublé
Déchiré
Entre deux femmes que j'aime
Entre deux femmes qui m'aiment
Est-ce ma faute si je suis un homme heureux ?

11 Mayıs 2010 Salı

Selam Darağacı!

Yolumu gözledin her seher-ahşam,
Selam, darağacı... Aleyküm selam!
Ecelle ölmeye doğulmamışam...
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

O hansı milletdir, taleyi sirdir?
Yüz adla bölündü... Yene de birdir.
Meni huzuruna bu derd getirdir,
Selam darağacı... Aleyküm selam!

Hezer'i, Baykal'ı, Aral'ı gördüm,
Gördüm can üstedir, yaralı gördüm.
Tanrı'nı bendeden aralı gördüm,
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Çarhı ters fırlanır felek garının,
Turan kölkesinde budaglarının,
Rengi bayrağımda yarpaglarının
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Evvelin ahırı, sonun evveli,
Buymuş, bilmemişem bunu men deli.
Gorhum yoh, ne olsun boyun göy deli,
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Eli yağmalanan, bölünen, bölen,
Çayları guruyan, gölleri ölen.
Hag-hesap çekmeye gelen menem, men.
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Danış, Emir Teymur, bu son neydi be?..
Boynumda ağ kefen, dilimde tövbe.
Dersini ters bilen, menimdi növbe,
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Seni men ekmişem... Mene sen genim,
Seni suvarmağa halaldır ganım.
Yarpağın reng alsın ganımdan menim.
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Ey darın ağacı. Kimden kemem... Kem?
Ya seni yendirrem, ya sene yennem,
Ya da budağında yarpağa dönnem.
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Kırgız'am, Özbek'em, Kazak, Türkmen'em,
Başkırd'am, Kerkük'em, ele görk menem,
Senin gözlediyin garip Türk menem,
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Gabul et, növbeti gurbanın menem,
Menim canın sende; bil, canın menem,
Ele gurrelenme... Her yanın menem,
Selam, darağacı... Aleyküm selam!

Rüstem Behrudi

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Namárië

Bilbo'nun Şiiri-Türkçe Çeviri


Şöminemin Başında-Türkçe Çeviri(I sit beside the fire)

Anıyorum, şöminemin başında, ne gördüysem
Kelebek ve çiçeklerle geçmiş yazlar... Pek müphem!
Eski hazanlarda kaldı altın yapraklar, sarı
Sabah sisi, gümüş güneş, serin sabah rüzgarı...
Ve atînin endişesi dimağıma düşüyor,
Gönlüm, baharsız bir kışın korkusuyla üşüyor...

Çünkü, görmedik çok şey var yüreğim meraklıdır,
Çünkü ormanda her bahar başka yeşil saklıdır,
Nerde, eski adamları o çok eski zamanın?
Ve yarınki çocukları bambaşka bir cihanın,
Ah! Ne zaman başka ben, başka hayat düşlesem
Kapımda günlük seslerle bölünüyor vesvesem!

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

Şiirin Orijinali:
I sit beside the fire and think of all that I have seen,
Of meadow-flowers and butterflies in summers that have been;
Of yellow leaves and gossamer in autumns that there were,
With morning mist and silver sun and wind upon my hair.
I sit beside the fire and think of how the world will be
When winter comes without a spring that I shall ever see.

For still there are so many things that I have never seen:
In every wood in every spring there is a different green.
I sit beside the fire and think of people long ago,
And people who will see a world that I shall never know.
But all the while I sit and think of times there were before,
I listen for returning feet and voices at the door.

J.R.R. Tolkien

Köprüden Atlayan Adam

Şair, birini kaybetmiştir tramvayın raylarında. Bir şey, tramvayın altında kalmıştır. Ve bir başka şair gözler onu, ki ancak şairler bilir şairleri iyice. Anlatır hikayesini, susar, bir daha da şiir yazmaz.

Karaköy'den Eminönü;
Kısacıktır...Ömür gibi!
Yürüdü gitti genç adam
Gözünde gam,gönlünde gam
Bir ömre değer bir günü
Kor halinde kömür gibi;

Taşıyordu ciğerinde
Nefes nefes...Yanıyordu!
Gözbebekleri cehennem,
Dokunduğu yerde matem...
Sanki,en güzel yerinde
Bir düşten uyanıyordu...

Ne başkasıydı ne kendi
Yanardağ gibi patladı!
Ne karşıya geçebildi
Ne geriye kaçabildi
Sonunda sabrı tükendi
Tuttu köprüden atladı...


Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

6 Mayıs 2010 Perşembe

Yağmurun Kızı


Yağmura uzanan bir eldi,gördüm;
Susuzluğu tutuyordu avcunda,
Titreyen bir neşe parmak ucunda;
Damlalardan daha güzeldi...Gördüm!
Yağmura uzanan bir eldi...Gördüm!

Dudakları çorak, çatlak ve kuru
Su çıkmıştı yalnızca su olmaktan,
O parlak, berrak ve engin kaynaktan
Önce gözleriyle içti yağmuru,
Dudakları çorak,çatlak ve kuru...

Onu kuşatarak boğasım geldi
Dört yanından ilahi bir maviye,
Kız hep böyle neşeli olsun diye
Yağmur olup gökten yağasım geldi,
Onu kuşatarak boğasım geldi...

Dolaştım yıllarca nerdedir diye
Dünyanın en latif, en berrak suyu.
Yok Yusuf'u olmadığım bir kuyu!
Her hüsranda başka yerdedir diye
Dolaştım yıllarca nerdedir diye...

Huzuruna süründüm ağlayarak
Ne ulu dağların bembeyaz karı,
Ne en yeşil vadilerin pınarı
Değildi o iki göz kadar berrak;
Huzuruna süründüm ağlayarak...

Tercümansız hislerim gibi yanık
Sundum gözyaşımı...Birden sevindi,
İçimi kemiren o azap dindi,
Ağlamak gülmekten güzeldi artık;
Tercümansız hislerim gibi yanık...

...

Yağmurun kızının öyküsüdür bu
Derler ki bu kızı yağmurda gören,
Bir hükme uğrarmış "rind"e çeviren,
O bir cezbe, ben de O'nun meczubu;
Yağmurun kızının öyküsüdür bu...

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

Özleyiş


Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim.
Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.

Dünya denen mezellete dalsın her isteyen,
Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.

Herkes bir özleyişle yaşar... Ben de öylece
Altay’ların ve Tanrıdağ’ın çevresindeyim.

Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara
Son menzilin hüzün dolu keşanesindeyim.

Artık veda zamanına pek fazla kalmadı;
Yorgun ve kimsesiz, ölümün bahçesindeyim...

H. Nihal ATSIZ