27 Eylül 2010 Pazartesi

Turan Manzaraları-III

Küçük Asya, Meçhul Bir Zından, 1944

-Nihal Atsız'a ithaf olunur-

Babek'in çağrısıdır
Gök kubbede çınlayan...

Hücreyi arşınlayan
Genç bir Turancı değil
Bir yürek ağrısıdır...
Yaşıtlarının sefil
Bir gayenin peşinde
Hırsına aldırmayan
Henüz yirmi beşinde
Pırıl pırıl bir isyan...

Beş bin senenin yükü
Bu yiğidin omzunda
Çaldığı kopuzunda
Beş bin senelik türkü
Beş bin senelil feryat
Beş bin senelik tutku
Yıpratsa da istibdat
Onun genç dimağını
Bilemiş bıçağını
Aklında Bursa nutku
İçinde çelik yürek
Adı gibi biliyor
Asla yenilmeyecek
Turan kurtulana dek!

...

Genç adamın anası
Utanarak siliyor,
Kabardıkça derini
Bütün bir ırkın yası
Tutuşan gözlerini...

Ey bu genç kahramana
Sütünü veren ana!
Kerküküm esirse de
Ve kanına girse de
Gardaş bazen gardaşın
Sen kalbini ferah tut
Kurtulacak Turan yurt,
Dinecektir gözyaşın!

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

25 Eylül 2010 Cumartesi

Turan Manzaraları-II


Orta Asya,Meçhul Bir Yer,1943

-Osman Batur'a ithaf olunur-



Ufukta bir çatık kaş

Han Tengri(*)... Kan lekeli

Kızıl yalaz öfkeli

Tanrı'ya kalkan bir baş!

Esen yelde narası,

Akan selde yarası...



Uğul uğul bir kıta

Han Tengri'nin dizinde

Her tan vakti ufukta

Bir muştunun özlemi

Bir elem denizinde

Eski mahzun bir gemi

Bata çıka yüzüyor

Yelkeni delik deşik

Lif be lif, iplik iplik

Rüzgarları süzüyor

Bozkır... Bozkır ağlıyor

Bir pınardır çağlıyor

Çağların yoğurduğu

Üç asırlık bir zulmün

Biriktirip gün be gün

Hışımla doğurduğu

Öfke şaha kalkıyor!



Gidenlerin ardından

Ataların yadından

Hece hece süzülen

Ağıtlar diken diken

Batıyor gönüllere

Hışımla, ihtirasla

Ve bir kez daha asla

Eğilmemek üzere

Üç asırdır üzülen

Ülke şaha kalkıyor!


*Han Tengri:Resimde görülen Tanrıdağları'nın en yüksek doruğu, kızıl parlamasıyla bilinir.

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

13 Eylül 2010 Pazartesi

Turan Manzaraları I

Turan Manzaraları I: "Macar Kızı"
Macaristan,Meçhul Bir Yer,1956

-Macar İhtilalcilerine ithaf olunur-

Yitirmek kadar mavi
Gözleri birer ufuk
Çelikten daha kavi
Som yalaz bir soyluluk!
On beş asırdır buruk...
On beş asırdır yaşlı...
Ağlayan bir çift kumru
O iki göz çukuru
Bir tarih kadar yaşlı
Bir bebek kadar diri
Ah o Macar gözleri;
Yüzyılların zülmünü
Kahrı, derdi ve hüznü
Mermerden potasında
Eritmiş gibi gri...

Ne yasa tanır ne din
Amansız bir tecridin
Bu kız tam ortasında
Yapayalnız ve mağrur
Etten kemikten bir sur!
Tek başına bir vatan...

O soylu çehresinde
Nakış nakış bir budun*...
"O"dur ayakta tutan
Kalesini umudun;
Loş ve gotik bir zından
Bütün bir Macaristan!
Kendi kendine esir
Her mahkum, hücresinde...
Birer ağıt yükselir
Yurdun her köşesinden
Âtî* endişesinden
Emese* kabus görür,
Turul* kafeste çürür!

Ama bu kız, ah bu kız,
Gökte Macaristan'ın
Bahtını yazan yıldız,
Tek başına Turan'ın
Ümidi olan bu kız
Parlayacak bemberrak
Sürsün diye ışığı;
Rahminde taşıdığı
Yıldızı doğuracak!

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

*Budun: Millet
*Âtî:Gelecek
*Emese: Macar efsanesinde, Arpad'ın büyükannesi. Gördüğü bir rüya ile, Macar Kraliyet soyuna hayat vermiştir.
*Turul: Türkiye Türkçesi ile Tuğrul. Simurg ya da Anka olarak da bilinen, Türklerce kutsal sayılan efsanevi kuş. Macar kültüründe çok önemlidir. Emese, rüyasında bu kuşu görmüştür.

12 Eylül 2010 Pazar

Üç Atlı

Üç Atlı

Karşı yoldan üç atlı,
Bir kuş gibi kanatlı,
Geliyor köye doğru.

Cebkeni kola atmış,
Sağ elini uzatmış,
Üçü de göğe doğru.

Bir bulut olmuş rüzgâr,
Heyecandan başaklar,
Tutmuş nefeslerini.

Sıra dağlar inliyor,
Kalbi diye dinliyor,
Çelik nal seslerini.

Sürün atlılar, sürün!
Beni alıp götürün,
Bu yerde pek yalnızım.

Demeyiniz bu da kim?
Öyle diyor ki, içim,
Candan aşinanızım...

Necip Fazıl Kısakürek

11 Eylül 2010 Cumartesi

Çekip Giden Kızlar Ve Geride Kalanlar

Çekip Giden Kızlar

- Terkedilmiş bir adamı iki saat teselli ettikten sonra...-

"...Anlatmak zordur, fakat..."



Çekip giden o kızlar

Hakikatte hırsızlar

İyi, güzel ne varsa

Gider onlarla, gider

Ne bir teşekkür eder,

Ne ederler yadını,

Hatta biri sorarsa

Unuturlar adını,

Çekip giden o kızlar...



Çekip giden o kızlar

Bilmezler ki kirlenir

Geride kalan şehir

Bir yara olup sızlar

Çekip giden o kızlar

Yarının katilidir

Bu boktan şiir gibi

Ahenkten yoksun bir ah

Nereden baksan günah!

Bir de işin garibi

Çekip giden o kızlar

Sorarsan günahsızlar...



Ah o kızlar, o kızlar!

Ah, o kayan yıldızlar!

Bilmezler ki bir şair

Galaksiler boyunca

İnsanlar uyuyunca

Gökleri perde perde

Aralar da uzayda

Başka gezegenlerde

Başka güneşte, ayda

Arar onlara dair

Küçük de olsa bir iz

İblis kadar ümitsiz...



Derdi, ya son bir tokat

Ya da bir gül atmaktır,

Ya da, ya da son defa

O gözlere bir bakıp

Son bir sigara yakıp

Bürünüp bir çarşafa

Son uykuya yatmaktır,

Derdi, asildir, oysa

O kızlar bunu duysa

Kim bilir nasıl güler

Ki, bir sevda bir destan

Doğurursa, o zaman,

Acıklı biter sonu,

Böyle söyler öyküler...

Her kim hakettiğinden

Fazla severse 'O'nu

Lanet edilir hemen:

'Kahrolsun Sweeney Todd'

'Alçak adam Lancelot! '



...



Biri de benden gitti

Çare yok, giden gitti

İki resim, bir şiir

Ondan geriye kalan

Az gerçek, çokça yalan

Baştan sona pas ve kir

Leş yiyici bir yılan,

Ondan geriye kalan!

Sitem,sitem ve isyan

Bir aşkın bakiyesi

Hüzün kokan nefesi

Gökte asılı duman

Bir intikam hevesi:

Sitem, sitem ve isyan!


---------------------

" Gamzen ne dem ki tiğ çekip hûn-feşân olur

Uşşâk-ı dil-figâra ecel mihribân olur"

Nefi



"Çekip Giden o kızlar

Hakikatte yalnızlar..."



Geride Kalanlar



Kızlar... Kızlar hep gider!

Ya geride kalanlar?

Dimağlarını keder

Bürüdüğü zaman kim

Tutacak ellerini?

Kim sorar hallerini?

Hangi şefkatli hekim

Dertleri neymiş anlar?



Ve geride kalanlar;

Ah, o unutulanlar!

O kadar çirkin midir

Ki onlardan iğrenir

Çekip giden o kızlar;

Kalbi yok vicdansızlar?



Ah, nasıl acıklıdır

Öylece bakakalmak

Gidenlerin ardından,

Rest yemek bir kadından,

Ne elim bir iftirak...

Kahır, kahır ve kahır!

Sahi, ne acıklıdır!



Ah, geride kalanlar,

Ceplerinde yalanlar,

O sahte gülüşleri

Çıkar kokan düşleri

Anar efkarlanırlar

Yanar, efkarlanırlar...



Varlık neye yarar ki

Aynada aksin yoksa

Bir yanın hep buruksa?

Hep "acaba" ve "belki"

Muallaktaysa herşey

Varlık neye yarar ki;

Sen öz annene üvey

Bir çocuksan, uzaksan,

Ne çıkar ateş yaksan

Güneşler kadar büyük,

Görmüyorsa hiç kimse?

Gücün varsa gülümse

Yoksundur sen, yoksundur!

En korkunç kabusundur

Hissedip bilinmemek...

Bedenin loş bir höyük

Ruhun cesettir demek

Hissedip bilinmemek!

Bu, böyle acıklıdır!

Kahır, kahır ve kahır!



O geride kalanlar,

Böyle bir kahra mahkum.

Akıbetleri malum;

Gastelerde ilanlar:

"Bir genç ölü bulundu

Ciğerine bir bıçak

Gibi sivri, sımsıcak

Saplanmış kavi demir

Ve aşktan dövülmüş bir

Mıh gömülü bulundu..."

Umrunda mı kızların

Kaderi yalnızların?

Onlar, gelip giderler

Gününü gün ederler,

Ve geride kalanlar,

Hayatının aşkını,

Güya "O"nda bulanlar,

Susanlar, sıkılanlar,

Yananlar, yakılanlar,

Geçmişe takılanlar,

Geçerken bakılanlar,

Farkedilmek isterler,

"Bizi hissedin" derler,

Var olabilmek için...

Sokak köşelerine

Şarap şişelerine

Sığınarak ağlarlar

Tecrit eden bir hiçin

Ortasında çağlarlar...



Şairler de olmasa

Kim yazacak onların

-"Uşşâk-ı dil-figar"ın-

Bir hayat kadar kısa

Ve onun kadar uzun

Soğukluğuyla buzun

Üşüten destanını?

Dinleyip vicdanını?



...



Ve sen, geride kalan

Anılarda kaybolan,

Kalk ayağa, kalk hadi!

Düştüğün trajedi,

İçli hatıraların;

Sen ölsen bile yarın

Kör-topal bir şiirde

Ölümsüz bir şehirde

Daima yaşayacak,

Çirkin ama, sımsıcak!



M. Bahadırhan Dinçaslan

9 Eylül 2010 Perşembe

Kongurej-Konguray

Aldan chetken chylgymnyn
Alazy kajdal, Kongurej
Aldy kozhuun chonumnun
Aaly kajdal, Kongurej

Cheden chetken chylgymnyn
Chelezi kajdal, Kongurej
Chedi kozhuun chonumnun
Cheri kajdal, Kongurej

Sezen chetken chylgymnyn
Sezi kajdal, Kongurej
Ses-le kozhuun chonumnun
Sezi kajdal, Kongurej

Tozan chetken chylgymnyŋ
Tozu kajdal, Koŋgurej
Tos-la kozhuun chonumnuŋ
Tozu kajdal, Koŋgurej

Tuva yırı...