11 Eylül 2010 Cumartesi

Çekip Giden Kızlar Ve Geride Kalanlar

Çekip Giden Kızlar

- Terkedilmiş bir adamı iki saat teselli ettikten sonra...-

"...Anlatmak zordur, fakat..."



Çekip giden o kızlar

Hakikatte hırsızlar

İyi, güzel ne varsa

Gider onlarla, gider

Ne bir teşekkür eder,

Ne ederler yadını,

Hatta biri sorarsa

Unuturlar adını,

Çekip giden o kızlar...



Çekip giden o kızlar

Bilmezler ki kirlenir

Geride kalan şehir

Bir yara olup sızlar

Çekip giden o kızlar

Yarının katilidir

Bu boktan şiir gibi

Ahenkten yoksun bir ah

Nereden baksan günah!

Bir de işin garibi

Çekip giden o kızlar

Sorarsan günahsızlar...



Ah o kızlar, o kızlar!

Ah, o kayan yıldızlar!

Bilmezler ki bir şair

Galaksiler boyunca

İnsanlar uyuyunca

Gökleri perde perde

Aralar da uzayda

Başka gezegenlerde

Başka güneşte, ayda

Arar onlara dair

Küçük de olsa bir iz

İblis kadar ümitsiz...



Derdi, ya son bir tokat

Ya da bir gül atmaktır,

Ya da, ya da son defa

O gözlere bir bakıp

Son bir sigara yakıp

Bürünüp bir çarşafa

Son uykuya yatmaktır,

Derdi, asildir, oysa

O kızlar bunu duysa

Kim bilir nasıl güler

Ki, bir sevda bir destan

Doğurursa, o zaman,

Acıklı biter sonu,

Böyle söyler öyküler...

Her kim hakettiğinden

Fazla severse 'O'nu

Lanet edilir hemen:

'Kahrolsun Sweeney Todd'

'Alçak adam Lancelot! '



...



Biri de benden gitti

Çare yok, giden gitti

İki resim, bir şiir

Ondan geriye kalan

Az gerçek, çokça yalan

Baştan sona pas ve kir

Leş yiyici bir yılan,

Ondan geriye kalan!

Sitem,sitem ve isyan

Bir aşkın bakiyesi

Hüzün kokan nefesi

Gökte asılı duman

Bir intikam hevesi:

Sitem, sitem ve isyan!


---------------------

" Gamzen ne dem ki tiğ çekip hûn-feşân olur

Uşşâk-ı dil-figâra ecel mihribân olur"

Nefi



"Çekip Giden o kızlar

Hakikatte yalnızlar..."



Geride Kalanlar



Kızlar... Kızlar hep gider!

Ya geride kalanlar?

Dimağlarını keder

Bürüdüğü zaman kim

Tutacak ellerini?

Kim sorar hallerini?

Hangi şefkatli hekim

Dertleri neymiş anlar?



Ve geride kalanlar;

Ah, o unutulanlar!

O kadar çirkin midir

Ki onlardan iğrenir

Çekip giden o kızlar;

Kalbi yok vicdansızlar?



Ah, nasıl acıklıdır

Öylece bakakalmak

Gidenlerin ardından,

Rest yemek bir kadından,

Ne elim bir iftirak...

Kahır, kahır ve kahır!

Sahi, ne acıklıdır!



Ah, geride kalanlar,

Ceplerinde yalanlar,

O sahte gülüşleri

Çıkar kokan düşleri

Anar efkarlanırlar

Yanar, efkarlanırlar...



Varlık neye yarar ki

Aynada aksin yoksa

Bir yanın hep buruksa?

Hep "acaba" ve "belki"

Muallaktaysa herşey

Varlık neye yarar ki;

Sen öz annene üvey

Bir çocuksan, uzaksan,

Ne çıkar ateş yaksan

Güneşler kadar büyük,

Görmüyorsa hiç kimse?

Gücün varsa gülümse

Yoksundur sen, yoksundur!

En korkunç kabusundur

Hissedip bilinmemek...

Bedenin loş bir höyük

Ruhun cesettir demek

Hissedip bilinmemek!

Bu, böyle acıklıdır!

Kahır, kahır ve kahır!



O geride kalanlar,

Böyle bir kahra mahkum.

Akıbetleri malum;

Gastelerde ilanlar:

"Bir genç ölü bulundu

Ciğerine bir bıçak

Gibi sivri, sımsıcak

Saplanmış kavi demir

Ve aşktan dövülmüş bir

Mıh gömülü bulundu..."

Umrunda mı kızların

Kaderi yalnızların?

Onlar, gelip giderler

Gününü gün ederler,

Ve geride kalanlar,

Hayatının aşkını,

Güya "O"nda bulanlar,

Susanlar, sıkılanlar,

Yananlar, yakılanlar,

Geçmişe takılanlar,

Geçerken bakılanlar,

Farkedilmek isterler,

"Bizi hissedin" derler,

Var olabilmek için...

Sokak köşelerine

Şarap şişelerine

Sığınarak ağlarlar

Tecrit eden bir hiçin

Ortasında çağlarlar...



Şairler de olmasa

Kim yazacak onların

-"Uşşâk-ı dil-figar"ın-

Bir hayat kadar kısa

Ve onun kadar uzun

Soğukluğuyla buzun

Üşüten destanını?

Dinleyip vicdanını?



...



Ve sen, geride kalan

Anılarda kaybolan,

Kalk ayağa, kalk hadi!

Düştüğün trajedi,

İçli hatıraların;

Sen ölsen bile yarın

Kör-topal bir şiirde

Ölümsüz bir şehirde

Daima yaşayacak,

Çirkin ama, sımsıcak!



M. Bahadırhan Dinçaslan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder