Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2026 Perşembe

Erenler

Kalbimde kapkara mühür kapılarım kapandı
Nasip değilmiş kuluna yedi menzil yolculuk
Karşı kıyıda -nihayet- bir titrek kandil yandı
Elveda bahrine girdi -nihayet- seyr-i süluk

Ruhumda bir zemberek var saatleri sayılı
Tayy-ı zaman benim işim çağlar atlayacağım
Parmaklarımda bir fitil ruhumun muttasılı
Son sigaram bitince gör: Nasıl patlayacağım!

Bana nasip olmaz kıyam ki nefsime nispetle
Bedenim çoktan çürüdü: Gassal yedinde meyyit
Necatıma ümidim yok ikrah ve şikayetle
Sol omzuma sürgün düşen zavallı melek şahit

Yatağımda ölmem muhal bir beddua almışım
Sivriltip temren taktığım mahzun zeytin dalından
Buzul kesen kalbim gibi gelse gerektir kışım
Bir sabahın müştakıyım mağribin kızılından

Pir-i mugan sakalından ağulamış bademi
Çıktım kırklar makamına zehir kustum, erenler
Gaybın meçhul ricalinden isteyip müsa'demi
Kendimi dinlemek için artık sustum, erenler.

M. Bahadırhan Dinçaslan

8 Ocak 2026 Perşembe

Lazımsa

"...Bize vacib Kemal efzayiş-i sabr ü metanettir
Felek de her cefasın eylesin müzdad lazımsa."

Oluruz ger tebenniye fethi Murad lazımsa
Buluruz her Süleyman'a bir Belgrad lazımsa

Meyus olma ki layığın bu beyaban değildir
Arş'ı fethedelim ey Türk sana bilad lazımsa

Payinde bulur mesnedin ahkam-ı ehl-i vatan
Kalk kıyama öz kuyunda bir istinad lazımsa

Ağnama etsin iktida layık mı ki serahin?
Öz deden yeter kudveye kavl-i ecdad lazımsa

Üfle Sur senin elinde gözle sensin alamet
Fehmet sensin sahip-kıran halka müjdad lazımsa

Uyuma hab-ı gaflettir ağulanıp yattığın
Sancağa bak yol bulmaya şayet ferkad lazımsa

Tabl-ı mah-ı hab-avere çub-ı dübb-ü asgarı
Urayım uyandırmaya ger serenad lazımsa

M. Bahadırhan Dinçaslan

8 Temmuz 2025 Salı

Oniki

-Metan gazıyla boğularak şehit olan 12 kahramana dair yapılan haberlerin kahrıyla-



On iki resim gördüm çok uzaktan çekilmiş
Küçük harflerle adlar: Mahsun, Özkan ve Kani
Gazeteler bir ağız basmakalıp sitayiş
Özden bir laf etmeye değmezler miydi yani?

Celalettin'in adı yanlış geçmiş kayıda
Böyle harcıalem mi bu ülkede boğulmak?
Yaşayanlar bağrıyor: Vatan sana can feda!
Ve feda edilenler: Sönmüş on iki ocak

İncedereli Avşar - Ümit biraz tanıdık
Ege'nin bilmiyorum oğlu kızı var mıydı?
Gerçi bilip bilmemem fark etmiyor ki artık:
Canım ülkem Türkiyem, evlatlarına kıydı

Elimiz boşa geldi uykuda mı bastılar?
Hani düşman değildi mağara çakalları?
Ahmetlerin evine iki bayrak astılar
Enver'imin kabrinde uzamış sakalları

Abdurrahman ve Fikret Furkan'ın peşindeler
Emretse evelallah ölürler icabında
Fakat böyle bir ölüm - can yakar ciğer deler
Bir zehir sızıyor bu gerçeğin hicabında

Kursağımda göllenir acı sitemli bir su
Tüküremem yutamam gark olurum bu hınca.
Biz öldürdük onları ne baskındır ne pusu-
Dostu düşman düşmanı dostumuzdan sayınca.

M. Bahadırhan Dinçaslan

22 Ekim 2024 Salı

Türkiye Türklerindir

Türk'e ölümden öte köy yok herkes bilecek.
Türk'e kefen göklerin yüzünden biçilecek.
İtilafa kalkan baş, Kürt'e mi eğilecek?

Kafan basmaz zorlama, bu mevzular derindir.
Yalnız şunu bil yeter: Türkiye Türklerindir!

Kuduz ağzında köpük tehditler saçıyorsun,
Karşı gelince kuyruk kıstırıp kaçıyorsun,
Kaşımız çatılınca altına sıçıyorsun

Sor dostuna hatırlar Ege biraz serindir
Bu mevsimde yüzülmez - Türkiye Türklerindir!

Çık meydana görelim kim peşrev tutar sana.
Gel! Bin yıldır yüreğim kin ile atar sana.
Vur! Göğsümde gül biter dikeni batar sana

Benden bayrak boşanır senden akan irindir
Git bir delik bul yaşa - Türkiye Türklerindir!

Bahadırhan Dinçaslan

1 Temmuz 2024 Pazartesi

Turancının Ağıdı

-Tayfun Tanju Kara'ya-

Hilaline yaklaşınca feleği gezen yıldız
Bozkırın boşluğunu doldururdu naramız
Şimdi içimizde deşt-i Kıpçak misli ıssız
Bir boşlukla dönüyoruz evimize, ne hazin!

Demek çok yoldaş gömdüler bozkıra yakın ırak
Göç edenlerin peşinden bakışları pek çorak
Gün yanığı ataların ukdelerle dolarak
Kısıldı çekik gözleri ardı sıra o izin

Yarın yine teyellenir yıldızlar bir sicime
Bengi sahipkıranımız görünür müneccime
O dem yazıklanır gönül evvel giden izcime
Gök rengini göremeden aradığı denizin

Şimdi kahkahanı Timur, Tunga, Költigin duysun
Kefeninde kam tılsımı ruhunda kadim efsun
Tanrılara güvey oldun - sağdıçların hep mahzun
Er adınla erdeminle bir yaşamdır çeyizin.

...


Sarkık bıyıklar titreşir başında bir mezarın
Her ne kadar gebeyse de zaferimize yarın
Kesilen bir yankı gibi göçen Turancıların
Ardından bir bozkır büyür içinde kalbimizin.

Bahadırhan Dinçaslan

1 Şubat 2024 Perşembe

Alparslan'a Kudumiye

-"İran'da Çocuklarına 'Alparslan' Adını Vermek İçin Mücadele Eden Türk Aile, 27 Aylık Mücadeleyi Kazandı", TamgaTürk'ten bir haber-

Biz çok öldük adımızı andımız ettik diye
Az yaşadık ongunumuz alıcı kuştur malum*
Dağa taşa adın koyan Oğuz Han'dan bakiye
Ad koymadan filiz vermez nazlı olur bu tohum

Dedemizi öldürdüler ad koyar soy soylardı
Yâda özendi bazımız çağırsak dilim dönmez
Oysa günden aydan mülhem nice adımız vardı
Şimdi yitik nağıllarda küllenir ama sönmez

İt börüdür kul yağıdır herkes aslına varır
Aslıma ben varacağım cehennem odunuyum
Adımı duyunca hala Fars'ın benzi sararır
O Hüsrev'in iç oğlanı ben Tong'un budunuyum

Tanrılarsa Arap yahut Fars değilim diyerek
Benim tenimi yakacak - Erlik Kağan kollasın!
Ejder yiyen evladına yağı olmaz engerek
Hindu kulum yedi molla beşiğimi sallasın

Yılan çıyan isimliye etme sakın mudana
Arslan adlım kurt mayalım yürümeden dineldin
Efsiz ofsuz Türk oğlu Türk Küpçü'den selam sana
Alparslan'ım, balam menim, dünyamıza hoş geldin.

Bahadırhan Dinçaslan

*Yırtıcılar az yaşar, uzun sürmez doğanlık.

23 Aralık 2023 Cumartesi

Yasin Karaca Ağıdı

Yirmi kıştır iki bahar daha gördüğüm ne ki?
Kocattıysa beni hayat fakirlikten, zoraki
İlk gençliğin kavak yeli başımda eser benim

Üzülmeyin yad değildir ağuşuna girdiğim
Yerin suyun ataların ruhundan devşirdiğim
Rütbem şimdi tanrıyla bir apoletim er benim

Size bir vatan kazandım kanımın nemasından
Bana düşen bu kadarmış bu hanın yağmasından
Evimiz hep sıvasızdı mezarım mermer benim

Bahadırhan Dinçaslan

20 Ekim 2023 Cuma

Ben de Türk Milliyetçisiyim

-Türk milliyetçisi olduğu gerekçesiyle tutuklanan dostlarımıza-

Kıyamımda meydanlara yağı okuyan balbal
Yel vurdu da aşınmadım sel bastı yıkılmadım
Şahit bana uca Sehend, koca Altay, Kamambal
Piç değilim bir avluya gece bırakılmadım
Ala şafak terekesi rahme düştüğüm kıbal

Haddi midir gün avlayan kısık gözüm ufkuna
Hudut çizsin başı kabak baldırı çıplak güruh
Ay benimdir kasem koydum şamanların nutkuna
Yıldız benim bana bakıp menziline vardı Nuh
Gök benimdir benim naram aksetti ayyukuna

Türk'ü çıkarsan tek yaprak kalmayan esatirden
Sağ elim muştu dağıttı zekatıdır Oğuz'un
Sol elim güreşe durdu yedi tanrıyla birden
Buzulundan pınar gibi türedim de Elbruz'un
Bağdat içre tufan koptum Maveraünnehir'den

Kanla, ateşle, çelikle coğrafyalar dağladım
Bil ki Türk'üm, benim adım atlaslara yazılı
Sencileyin yılan ne ki, ejderhalar bağladım
Nice düşman tepeledim senden daha azılı
Necis kanıyla kılkıyar kılıcımı yağladım

Sen bir taraf, ben bir taraf - hangimizin foyası
Varsa çıksın bu meydanda: Türk'üm, milliyetçiyim!
Sen gevişe durmuş eti haram davar salyası
Ben avını bulmuş kurdun gözlerinin içiyim:
Vuruşsun kurt eniğiyle boz devenin mayası

Bahadırhan Dinçaslan

11 Mart 2023 Cumartesi

Türk'ün Yüzü Bayraktır




Korkma nişansız kaldım diye kalabalıkta;
En karanlık gecede parolan bu ışıkta:
Kurdun yüzü mübarek, Türk'ün yüzü bayraktır.

Daraltmasın göğsünü gördüğün bunlu rüya
Ey bin yıldır elini çöz denilen Kurtkaya
Sen bırakma elimi, düşmanına bıraktır

Nasıl örterse bahar bozkırın üzerini
Bu zavallı ve yetim milletin kaderini
Kendi azmi, kararı yine kurtaracaktır.

M. Bahadırhan Dinçaslan

15 Şubat 2023 Çarşamba

Zelzele Ağıdı




Ben bu dağları bilirdim evim barkımdı dağlar
Suyun içer nimetin yer havasını solurdum
Pusulamdı bunlu günde zirvelerine bakar
Kıblemi nerede olsam dağlar ile bulurdum

Dibek Dağı'ndan Binboğa avaz etsen duyulur
Bozhüyük'ten İncemağra bir yürük atın harcı
Soğukpınar'ın üstünde alaca gün koyulur
Dağa kaçardık susadan görününce aşarcı

Bu dağlarda pusu attı Gizzik Duran gavura
Bu dağlara adak verdik havuttan kaç bebeği
Ziyaret'te top atışı kaldırırdı sahura
Ayılarla güreşti bu dağların kelebeği*

Şimdi ufkum dağ yetimi gözlerim dağ öksüzü
Gözeler mi küstü bana çatlak dudağım çorak
Hangi dağın iyesini kızdırdı Afşin düzü?
Kim derdi ki evim barkım üstüme yıkılacak?

Gök göçtü de yer yarıldı dağ devrildi yuvama
Bozgun oldu Elbistan'dan Gavur Dağı'na Bozok
Hatıralar havsalamda yerli yerinde ama
Dağlarım yerinde yok.

Bahadırhan Dinçaslan

*Kelebek ok yay almış ava şikare çıkmış / Donuzları korkudur ayuları koçmağa.

30 Kasım 2022 Çarşamba

Erşiya'nın Ağıdı

 -İşgalci İran'ın molla rejiminin zulmüne dayanamayarak intihar eden Erşiya'nın aziz hatırasına-

Erşiyacık, taze fidan, tay oğul
Seslenirim duymaz mısın ay oğul?
Hadi çık da şol Sehend'in bağrına
Benzinden ak kuzuları yay oğul

Sezdim oğlum bana anne demenden
Bildim ahir bir uğursuz gümenden
Tez usandın seyr-i sahn-ı çemenden
Cennet midir şimdi sana cay oğul?

Molla bilmez, müftü bilmez balamı
Ben büyüttüm çektim nice alamı
Olmadın ya cibgir farsın gulamı
Olasan Türk cennetinde bay oğul

Erşiyacık, Erşiyacık ay oğul
Göyce gökte ulduzları say oğul
Çehrenden bir hilal bağışla yurda
Gözlerimden hiç olmasın zay oğul

M. Bahadırhan Dinçaslan

30 Ağustos 2022 Salı

Pehlivanım

-Zaferimizin yüzüncü yılına-



Üç kıtanın terekesi alnının kırışığı
Yedi iklimin kaderi tuttuğu ellerinde
Han Tengri'den yalaz almış gözlerinin ışığı
Tanrı yiyen ejderhalar oynaşıyor derinde

Geniş göğsü tufan dolu nefesinde med-cezir
Kaç asrın öksüz Türklüğü yüreğinde mücessem
Sol omzunda elde kalem serkatib-i esatir
Destan yazıyor bu yeni doğan tanrıdan mülhem

Yürüyor - tazimle kalkıp Timur, Tunga, Kültigin
Selamlıyor Ön Asya'nın bu son mübarizini
Yürüyor - mayasın çalan balkanlar gibi çetin
Şakayıklar, mor sümbüller çiçekliyor izini

Kudret eliyle kaldırıp hiçliğin ortasında
Türklüğün yer küresini sırtlanan pehlivanım!
Silik, soluk adımızı arzın haritasında
Dağlayıp mahşere değin mahfuz eden civanım!

İşte karşında ocağım söndüren su iblisi
İşte karşında evimi talan eden ejderha
Doksan Türk'ü boğmadadır doksan dokuz kavisi
Dokuz başından yurduma kan damlayan mezbaha

Yürü gök saklasın seni tanrılar alkışlasın
Yürü sana kurban olsun yerin suyun iyesi
Kıtlık ardı yağmur gibi sarsın bizi halasın
Senindir bizi terk eden tanrıların payesi

(...)

Vaktiyle yediği tokat içini kavuruyor
Pehlivanım yaylanıyor Eskişehir'e doğru
Pazusunda kavi Türklük bir yumruk savuruyor
Polatlı'dan gerilerek güzel İzmir'e doğru

M. Bahadırhan Dinçaslan

7 Ocak 2022 Cuma

Yakutsk'un Yalnız Kurdu

-Öldürdükleri ayının etini yerken "seni Ruslar öldürdü" diyerek orman iyelerinden medet uman ataların, "Kazak halkı Türk kardeşler sizinle" diyerek Rus işgal karakolunu ateşe veren torunlarına-

Ben bu Rus'u bataklık kokusundan tanırım
Küflü yeşil gözleri uğru kenafir bakar
Konuşsa kurbağalar harp ediyor sanırım
Sussa içinden kırk bir tilkiye kuyruk takar

Ebem dahi bilirdi Rus'un ne idüğünü
Ağam çağam taygada yağlı ayı avlasa
Anlatırdı aslında Rus'un öldürdüğünü
Ayının akrabası bilensin diye Rus'a

Kara çarları kaba kürkleri pire dolu
Kuduz it gibi daldı Nurgun Batır yurduna
Sonra kızıl bıyıklı Yör Körmös'ün öz oğlu
Balaların etini doldurdu avurduna

Mest olunca tünd olur Türk'ün namı cihanda
Mestim Oyunoğlu'nun öcünü alacağım*
Gece ayaz demeyip Rus aradım dört yanda
Kokusundan iz sürüp inini bulacağım

Ya bir sert bakışlı göz, ya da ağır bir yumruk
Kulluk tasması çıkmaz buyruk yahut izinle
Ateşimin sinsini size varsın mutluluk:
Direnin Kazak halkı Türk kardeşler sizinle

M. Bahadırhan Dinçaslan

*Stalin'in öldürdüğü Platon Oyunsky. Oyun Saka Türkçesinde şaman demektir.

Şiire ilham olan haber için tıklayınız.



3 Aralık 2021 Cuma

Doksan Dokuz



Başkimse köyünün yakınlarında
Kimsesiz bir başın taşı uyuyor
Bir küçücük tümsek yol kenarında
Konuşmuyor ama bizi duyuyor.

Köylünün yadından düşse de adı
Çoktandır ziyaret olmuş merkadı
Ebedi ribatın meçhul evladı
İşte bu mezarda şafak sayıyor

Köhne fakat ölü değil bu mezar!
Capcanlı, yakından kılarsan nazar:
Doğan güne her sabah selamı var
Doğmayan hilale gönül koyuyor

Bir yakın fetihin muştusu için
Yıldızı gözleyen şafağı, sakin
Elleriyle doksan dokuz erbain
Mübarek kanıyla ala boyuyor

M. Bahadırhan Dinçaslan



17 Ağustos 2021 Salı

Hudut Namustur

Haset çeker elbet yüksekten uçan
Erlikten anlamaz düşmandan kaçan
Ne bilsin mahfilde döllenen sıçan
Bize zından değil tuğyan kabustur
Apış aran değil - hudut namustur

Hamiyyet mayası meşreple yazdık
Tulparla Kobrayla Akreple yazdık
Palaska, postalla ve keple yazdık
Dağımda taşımda hep aynı düstur
Neyine batıyor? Hudut namustur!

Ey genç! Tan ağarır, hafifler acın
Kurdun eniğine denk midir hecin?
Ey bidad! Göğümde kükreyen gücün
Yeterse vicdanın sesini sustur
Bir vuruyor kalpler: Hudut namustur!

M. Bahadırhan Dinçaslan


5 Mayıs 2021 Çarşamba

Işınsu Ağıdı



-Sancısıyla büyüdüğümüz Emine Işınsu'ya-

Bukağıda kırılsa da dört yerinden kanadı
Çocukların düşlerinde taptazedir inadı-
Kartal namzedi bir serçe gök telek büyütüyor

Mayası bir güz gülünün bahara siteminden
Azap dolu toprakların kısır cehenneminden
Bir doğum sancısı rahmi gelecek büyütüyor

Göçtü, Kaf Dağı'nın ardı artık yemyeşil umut
Şimdi bir küçücük İlay maverada layemut
Benzinden ak topraklarda bir çiçek büyütüyor.

M. Bahadırhan Dinçaslan

10 Kasım 2020 Salı

Karabağ'ın Bekçisi

-Azerbaycan Ordusu, hayalet kasaba Çakırlı'ya girdi. Yetkililer, burası yeniden insan yerleşimi olacak dedi.-

Korkmayın ben insanım - saç sakalım dolaşık
Sırtım çıplaktır ayak tabanlarım nasırlı
Hele birkaç yudum su - çorba verin bir kaşık
Türk'üm, sizdenim yahu, baba yurdum Çakırlı

İnsanım diyorum ya - siz de mi unuttunuz?
Affedin, ben otuz yıl bu dağda ömür sürdüm
Siz giderken, elbette, gam yiyip kan yuttunuz
Ben hep kaldım burada - bilseniz neler gördüm

Komandir, hele beyim, neredesin, gel hele
Ver elini öpeyim ağam paşam komandir
Otuz yıldır yoktunuz - sizi güle bülbüle
Ben anlattım - hatırlar sizi Şuşa'm, komandir!

Siz de hatırlayın ya... Otuz yıl zikrim ettim
Bak şu damda Adıgül yaşardı, nişanlımdı
Anasıyla bir gözde, zavallıcık bir yetim
Bir narin çalıkuşu, ah, kırıldı kanadı

Bıngıldağı kadife, ipek kokan bebekler
İnanır mısın beyim sert taşlarla ezildi
Kadınları sorma hiç... Köyde bütün erkekler
Bak, şu taşın önünde şom kurşuna dizildi

Balabey'le oynardık şu yolun kırağında
Balabey'i kucakta evladıyla vurdular
Sakın gözeden içme! Can yatar bulağında
El kadar bebeleri kuyuya doldurdular

Ağaçların dalını kırmayasın komandir
Anamı o ağaca astılar - anam oldu
Kovuğunda saklandım belki dokuz gecedir
Gözlerimin önünde aziz na'şı soğuldu

Babamın mezarında har-ı bülbül yetişir
Otuz yıl ben suladım kulun olayım ezme
Bir başıma dolandım köy be köy, şehir şehir
Hatırlıyorlar sizi - selam vermeden gezme

Tırnaklarımda yosun saçlarım kuş yuvası
Toprağıma karıştım - postalını bekledim
Şimdi senin terinden rayhalanır havası
İnci bulamadım ya, yolunu çiçekledim

Komandir, bu köylerde hayaletler geziyor
Ben de ölürüm şimdi karışıp yere suya
Fakat korkmayın, hepsi gülümsüyor, seziyor
Vefalı Türkler geldi, dalmak vakti uykuya

Biz burayı bekledik - bıraktığınız gibi
Türkçe konuşur hala ateş, toprak, hava, su
Nöbetim bitti şimdi azat et bu garibi 
Çöküyor gözlerime otuz yılın uykusu...

M. Bahadırhan Dinçaslan

8 Haziran 2020 Pazartesi

İsimsiz Dağların Tanrısı



Dağlara sürgündür Kuray düzünden
Göğün gergefini elleri dokur
Kitapsızdır yaylaların yüzünden
Ayı kandil eder dağları okur

Odur yıldızları salan uykuma
Rüya ırmağında çağlar gözleri
Kirpiğinin uçlarıyla ufkuma
Ebemkuşağını bağlar gözleri

Bu adsız dağların yetimliğine
Sıfatsız bir Avşar tanrılık eder
Bıyıkları yosun, saçı reçine
Ormanı yedekler dağları güder

Kendine ait bir bulutu yoktur
O kimsesiz bulutlara hediye
Her bulutun gölgesine ıhlamur
Diker gölge öksüz kalmasın diye

Ne sırtında mühür, ne doğma nişan
Güneş yanığı yüzünden tanırsın
Ağır kağnısının yükü kehkeşan
Islığında bütün uzaklar yakın

Teşrifini haber vermez kahinler
Ardıçlar, keklikler, yarpuzlar verir
Gözenin, pınarın derdini dinler
Meşe dalında nefesi ürperir

Geceleyin kağnısını çekerek
Yayla yollarını döşeyen odur
Toprağa terinden düşer her çiçek
Seher türküsünden güneş doğurur

Ne bir dua bekler, ne adak ister
Yeter ki kesmeyin Alınkavağı
Şahan yuvasını bozmayın yeter
Kirlenmesin dorukların duvağı

Ağuşunu açıp kuzuya, kurda
Her gün Ziyaret'te növbet vuracak
İsimsiz dağların tanrısı burda
Siz türküler söyledikçe, duracak.

M. Bahadırhan Dinçaslan



12 Ekim 2019 Cumartesi

Fırat Ağıdı

-Şehit Hacı Bebek'in anısına, bütün şehitlerimize- 

Döşünde gelincik açmış senin süsün emmoğlu
Sadasıdır yüreğinde vuran kösün emmoğlu
Kurt kademi yürürken sen aklıma mehter gelir

Gocavradın malum olmuş dün gece rüyasına
Kara bulut kara yaşmak Binboğa’nın yasına
Teneşire genç konur mu ölümden beter gelir

Hayfın almazsa Avşar’a haremi haram olsun
Kara giysin ağıt yaksın ardından Sarız, Göksun
Olmaz olsun böyle devran ölümüz çifter gelir

M. Bahadırhan Dinçaslan


13 Şubat 2019 Çarşamba

Ozan Arif'e Ağıt

-Oğuz töresince, irticalen-



Sen yalnız değilsin, kırk kara nöker
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.
Uçtuğun gökte al yalımlı ülker
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Ozanlar ölür mü? Türküsü kalır
Ölmez bu hareket... Ülküsü kalır
Dilden dile mesel öyküsü kalır
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Gülümse, bir vakur matemle Turan
Bir coğrafya, yaş döküyor ardından
Karaçorlu, Mahdumkulu ve Çolpan
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Şi'rinle açtığın o izi süren,
Tabutluktan çıkıp Mamak'a giren
Nal bıyıklı tam on milyon alperen
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Üzülme, üzülme! Düşmedi tuğun
Sonsuz arafında var ile yoğun
Ozan Arif, özlediğin Başbuğun
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Genişler, bununla avunur sadır
İnsanın adını eser yaşatır
Mısralarınla büyüyen Bahadır
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

M. Bahadırhan Dinçaslan