19 Haziran 2026 Cuma

Tereke




Çöktü kubbe, göçtü kemer ve sütun
Eşikte eğreti tezyinat kaldı.

Akeron'dan indi bütün kayıklar
Mehtaba bergüzar saltanat kaldı.

Yedi kız kardeşin küllendi kadri
Ne sevda ne şair ne sanat kaldı.

Bunalıp sazını kırdı mükevvin
Ekvana bir kuru kainat kaldı.

Ahu'dan dağlara akseden bir ah
Anka'dan yolunmuş bir kanat kaldı.

Asmalar kurudu koca Babil'den
Biraz balçık biraz istinat kaldı.

Ehl-i dili sorma, taksimden bize
Bir beyhude kıyam, boş inat kaldı.

M. Bahadırhan Dinçaslan

14 Mayıs 2026 Perşembe

Yaşayan Ülkücülere Ağıt

"Günler evine gitti."
Babaannem

Sofralar kurardık bir zaman sana
Kahkahamız Çin'den duyulur muydu?
Çekik gözler bir bozkırdan aşina-
Bir akşamlık ilaç yalnızlığına.
Sonunda şeytana uyulur muydu?
Sabahlara kadar kafa çekerdik,
Meçhul atlaslara tohum ekerdik,
Pervamız mı vardı ölümden yana?

Sen beni tanırdın elbet ben seni.
Konuşmasak bile o günden önce
Bin yıllık bir sohbet hissidir hani-
İnsan ortasında bulur kendini.
Elden ele gezen asırlık günce:
Bir senden bir benden uzun paragraf,
Ezeli bir telaş - ebedi araf,
Bakiyse macera, kahraman fani.

Güzeldi ve bizim hikâyemizdi.
Her birimiz birer filim yıldızı,
Her replik hem aynı hem de eşsizdi.
Babânnemin duasınca temizdi,
İtiraf edelim fakat birazı,
Kirliydi dedemin vicdanı kadar.
Her birimiz hasılata hissedar
Bu hikâye bütün sermayemizdi.

Beşiğinde ölen bebeğin ruhu
Söyler misin bana nereye gider?
Tertemiz düşlerin var mıdır Nuh'u?
Toplayıp aşarak tılsımlı kûhu
Üçlere, kırklara emanet eder.
Bir kanatlı kayık, ufukta soluk
Bir muhayyel diyar - sonsuz duruluk
Bir ebedi endişenin vuzûhu.

Bizim gözümüzde bebekler öldü.
Bir pınar kurudu bakışımızda.
Geri gelmez kervan safa düzüldü,
Ardımızdan kor dudaklar büzüldü,
Sessiz ve törensiz bir ince veda-
Baktılar ama hiç ağlamadılar,
Son gölge ufuktan yitene kadar,
Yar ağlamayınca ırakip güldü.

Korkarım sabaha çıkamaz artık
Göğsümüzde hırıldayan o bozkurt.
Kuduzdan beter bu layemut açlık,
Ağzımız toz çorak bağrımız yanık,
Feri kaçmış gözler ve çökmüş avurt,
Ciğerimiz topak topak veremli,
Belki bir anamız gözleri nemli,
Kalmıştır bizlere diyecek: "Yazık..."

Şimdi hilâlimiz bir meşum kanca
İbret için dara çekiliyoruz.
Arşiv kaydımızda epey sakınca,
Yaftamızda küf bağlamış bir gonca,
Bir çölde öylece dikiliyoruz:
Yıldızımız gayrı kervankırandır.
"Kandır" diyor "beni kanına kandır!"
Tetiğini bozduğumuz tabanca.

Bizi boğan sicim düşlerimizden
Ve ülkünün züfülünden örüldü
Tespihler millenir dişlerimizden
Cariye seçtiler eşlerimizden
Kul oldu oğlumuz sapa sürüldü
Mahşere dek söylenecek şor oldu
Ağıtsızlık ki hepsinden zor oldu
Yâda nam devşirdik işlerimizden.

Bir sazak toplayıp götürdü, günüm
Ölen bebeklerin evine gitti.
Yarınımı boğdu uğursuz dünüm,
Okuntular süslediğim düğünüm,
Cenaze namazı faslıyla bitti.
O sofranın akıbeti bu muydu?
Değil Çinli, kardeş bizi kim duydu?
Biz bile duymadık bizi, üzgünüm.

Şimdi ben bir fırsat dikizliyorum.
Kalbimin en ücra yerine, ıssız
Bir yetimin kinini gizliyorum.
-Rüyamda yatağan temizliyorum-
Yadıma düşünce şimdi soframız
Gün şavkı vurur ya Kuray düzüne
Bir filim vuruyor göğün yüzüne
Cehennemden cenneti izliyorum.

Bahadırhan Dinçaslan


23 Mart 2026 Pazartesi

Gence Yolunda

"Gəncə'də bir qız var, teli durnadı,
Günəşə sən çıxma, mən çıxım deyir!"

Gence'ye giderem yüküm çiçekti
Qafqaz'ın omzunda Gence pürçekti
Düşününce Gence bir vaxt ne çekti
İnsan silinseydi yaddaşım deyir

Canı tez bir kısrak şimdi hayalım
Gence'ye varınca yuları salım
Gence'nin kızını oğluma alım
Kucağın yüzükse men kaşım deyir

Cavad'ın türküsü öz bulağında
Akar durur Gence'nin dudağında
Sadası akseder Qafqaz dağında:
Bahadır hardasan gardaşım deyir

M. Bahadırhan Dinçaslan

29 Ocak 2026 Perşembe

Erenler

Kalbimde kapkara mühür kapılarım kapandı
Nasip değilmiş kuluna yedi menzil yolculuk
Karşı kıyıda -nihayet- bir titrek kandil yandı
Elveda bahrine girdi -nihayet- seyr-i süluk

Ruhumda bir zemberek var saatleri sayılı
Tayy-ı zaman benim işim çağlar atlayacağım
Parmaklarımda bir fitil ruhumun muttasılı
Son sigaram bitince gör: Nasıl patlayacağım!

Bana nasip olmaz kıyam ki nefsime nispetle
Bedenim çoktan çürüdü: Gassal yedinde meyyit
Necatıma ümidim yok ikrah ve şikayetle
Sol omzuma sürgün düşen zavallı melek şahit

Yatağımda ölmem muhal bir beddua almışım
Sivriltip temren taktığım mahzun zeytin dalından
Buzul kesen kalbim gibi gelse gerektir kışım
Bir sabahın müştakıyım mağribin kızılından

Pir-i mugan sakalından ağulamış bademi
Çıktım kırklar makamına zehir kustum, erenler
Gaybın meçhul ricalinden isteyip müsa'demi
Kendimi dinlemek için artık sustum, erenler.

M. Bahadırhan Dinçaslan

8 Ocak 2026 Perşembe

Lazımsa

"...Bize vacib Kemal efzayiş-i sabr ü metanettir
Felek de her cefasın eylesin müzdad lazımsa."

Oluruz ger tebenniye fethi Murad lazımsa
Buluruz her Süleyman'a bir Belgrad lazımsa

Meyus olma ki layığın bu beyaban değildir
Arş'ı fethedelim ey Türk sana bilad lazımsa

Payinde bulur mesnedin ahkam-ı ehl-i vatan
Kalk kıyama öz kuyunda bir istinad lazımsa

Ağnama etsin iktida layık mı ki serahin?
Öz deden yeter kudveye kavl-i ecdad lazımsa

Üfle Sur senin elinde gözle sensin alamet
Fehmet sensin sahip-kıran halka müjdad lazımsa

Uyuma hab-ı gaflettir ağulanıp yattığın
Sancağa bak yol bulmaya şayet ferkad lazımsa

Tabl-ı mah-ı hab-avere çub-ı dübb-ü asgarı
Urayım uyandırmaya ger serenad lazımsa

M. Bahadırhan Dinçaslan

2 Kasım 2025 Pazar

Köyü Arayan Adam

Ben yolumu kaybettim kervankıran peşinde
Bir işaret arıyorum göğün keşmekeşinde
Gök, kehkeşan aranır.

Ağır aksak yürüyorum gülüşüyor beyaban
Alışmadık bu yollarda bacaklarım daltaban
Bir küheylan aranır.

Bu hallere düşeceğim hiç gelmezdi aklıma-
Yadırgılar vakıf oldu bütün gizli saklıma
Genc-i pinhan aranır.

Hani, aşığın içinde acabalar tutuşur
Gece köylerde aniden loş lambalar tutuşur
Sevmeye can aranır-

Öyle bir yılan içimde düğümlenen iştiyak
Ciğerlerim kımıl kımıl kulağımda çıngırak
Yeni vatan aranır.

Ukdelerim yosun tuttu öykülerim hep yarım 
Ruhuma fitil tutmaktan sararmış parmaklarım
Bir yatağan aranır.

M. Bahadırhan Dinçaslan

15 Eylül 2025 Pazartesi

Calaf'ın Şarkısı




Gözlerin karşıda bir titrek kandil,
Kollarım takatsiz deniz dalgalı,
Deneyip yenildim bunu böyle bil:
Belamı aradım, sonunda buldum,
Bir amansız turkuazda boğuldum.

Kimsesiz ve çıplak, sarhoş ve sefil
Bir kahraman böyle boğulmamalı.
Ruhumun dibine indi iskandil,
Boyumu aşıyor girdabı çetin,
Gözleri ışıyor bir hayaletin.

Gözlerime bakamadı Azrail.
Kulağımda malum Uygur masalı,
Avcumda sımsıkı verdiğin mendil,
Denizin misafir katına indim,
Ve ilk defa yokluğuna sevindim.

Aklımda tersinden yazılmış İncil,
Sayfaları yanmış, cildi yamalı,
İnsanı çıldırtan binlerce nakil,
Bin yaşında bir Yahudi getirdi,
Kalbime dağlandı beni bitirdi.

Beni düşündüren encamım değil,
Korkarım ilhamla dolup kavalı
Bir gün erken uyanınca İsrafil;
Kalbimin kitabı karaya vurur,
Korkarım - vatanım sararır, kurur.

Beni neden istemedi bu sahil?
Bu kıvrımlı kumsal kimlerin malı?
Ne tazminat bana ne ecrimisil.
Ağladığım yanıma kâr kalacak.
Ne balbal benden ne mezar kalacak.

Gagasında tuz tanesi ebabil,
Üzerime kanat açtı açalı,
-Bir zalim mukallip, meşum muhavvil-
Aşinasıyım bu acımsı tadın,
Nafile çabanın, boşa inadın.

Beyhudedir belki, buna mukabil
Bıraktım can havli tuttuğum dalı.
Derviş gibi munis ve mütevekkil,
Akıntı vurdukça süzülüyorum,
Ne seviniyor ne üzülüyorum.

Denizin dibinde bir köhne mahfil:
Erken ölen şairlerin gassalı,
Sakalları yosun gözleri çipil,
Sualtı şehrinde ayin yapıyor,
Bir çirkin suretli puta tapıyor.

"Ey bela! Heyula! Melun nekrofil!"
Boğuk bir çığlıkla tutup sakalı,
Doladım elime zehirli yeşil.
Haykırdım, çıkmadı kelimelerim,
Asitle dağlandı soyuldu derim.

Ben kulaçladıkça uzayan menzil 
Ben miyim nafile yükün hamalı?
Deniz kızlarına gülmeli temsil
Ciğeri fokurdar bir garip koro:
Tanrıları eğlendiren tiyatro.

İşte serencamım: kahpece rezil,
Kendi cenazemin benim tellalı!
Çocuksu mazime dilimde tekmil:
Kaderim böyleymiş, ağlama annem,
Anladım, anladım sonum cehennem.

Neden sevemedin beni ey katil?
Ey halveti ucuz, vaslı pahalı
Ey ülkü, ey çeşm-i giryan karanfil!
Oysa bendim senin sadık güveyin
El sever mi seni hiç bencileyin?

Uyuma! Zafere kurbanım kefil
Maralı alır mı çölün çakalı?
Uyuma, bu gece köşene çekil:
Sen Turan'ın kızı gözleri maun
Ben zavallı oğlu Anadolu'nun!

Girdabımdan bir tufan boşalacak
Tuz çorak kollarım seni alacak!