"Sen yatıp cenneti röyada görende geceler
Men de cennette guş olam ki ol röyaye gelim"
Şehriyar
Gelim dilber bende yitip izin ver sana gelim
Bûs-u rahmet-feşanından bağışla cana gelim
Kıl beni ol rütbe şeyda ki şair maceramı
Anamasın çün ne dile ne de lisana gelim
Tayy-ı kevn u mekan eyler şeş cihetten hoş sadan
Yer mi gök mü kuyun nice söyle ne yana gelim?
Beyan-ı sırr-ı dil eyle bir arz-ı endam eyle
Nail olam ol muştuya görem imana gelim
Lebim muhacir gerdanın bûs be bûs arz-ı mevud
Gurbetime bir Musa sal uyam vatana gelim
Çün aldın bezm-i elestte can u dilden peymanım
"Külli atin karîb" gülüm bekle yarına gelim
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Külli atin karib: Bütün gelecekler yakındır.
4 Kasım 2012 Pazar
30 Ekim 2012 Salı
Akıncı II
Ufuklardan gün deşirip, yıldız çalıp, ay bulup
Getirirken ölmek de var bir rüzgarda savrulup
Ki bazen akıncıların cesedi bile dönmez
Kim bilir belki ağıdım bile yakılmayacak
Sonsuza dek boş kalacak bana açtığın kucak
Bekleme, her giden gemi mutlak sahile dönmez
Benim bahtım vaatlere, düşlere, meçhullere
Yazılmış ki bin bir umut takip ettiğim dere
Kıvrıla kıvrıla gidip belki de Nil'e dönmez
Ama bil ki ey putperest yüreğimin mabüdü
Dedem vatan için değil bir kadın için öldü
-Atam mirasıdır bana, er dediğin yürürse-
Bekleyeni vazgeçse de, çekse de çile, dönmez.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Getirirken ölmek de var bir rüzgarda savrulup
Ki bazen akıncıların cesedi bile dönmez
Kim bilir belki ağıdım bile yakılmayacak
Sonsuza dek boş kalacak bana açtığın kucak
Bekleme, her giden gemi mutlak sahile dönmez
Benim bahtım vaatlere, düşlere, meçhullere
Yazılmış ki bin bir umut takip ettiğim dere
Kıvrıla kıvrıla gidip belki de Nil'e dönmez
Ama bil ki ey putperest yüreğimin mabüdü
Dedem vatan için değil bir kadın için öldü
-Atam mirasıdır bana, er dediğin yürürse-
Bekleyeni vazgeçse de, çekse de çile, dönmez.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
Akıncı II,
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Şiir
20 Mayıs 2012 Pazar
Gotik V
"Ölüler bağrıyor mezarlarından;
Yolcular, oturun taşlarımızda!
Onları deviren biziz toprağa,
Biz attık onları böyle ayağa;
Sakın atlamayın kenarlarından!
Ölüler bağırıyor mezarlarından..."
Necip Fazıl Kısakürek
-Türk Ocağı Mezarlığında, yağmurlu bir akşam-
Islak mezar taşlarından dinlediğim musiki
En rahatsız dokusuyla gri-gotik serencâm
Bu akşam bir yeniçağdır şahit olduğum belki-
Belki gökten rahmet değil kindir yağan bu akşam
Bak ölüler uyanıyor - uyusun yaşayanlar
Dinle küt küt nabız sesi, kemik sesi toprakta
Bürünürken tek tek cisme en adsız hezeyanlar
Taşlardan ismi silinen ölüler uyanmakta...
İşte doğa doğuruyor: ölüler ışkın ışkın
Baş baş tomurcuk toprakta sarıklılar, fesliler
Sanki tadıp şehvetini karşı konmaz bir aşkın
Kafesinden azad olmuş kuş gibi hevesliler
...
Yazık... Yeni bir çağ değil bin yıllık mutad imiş
Bakma oynaştıklarına hepsi yine gömülü
Silik adlarını tekrar kazıdılar, meneviş
Bitti ve girdi mezara, uyur gibi, her ölü...
M. Bahadırhan Dinçaslan
Yolcular, oturun taşlarımızda!
Onları deviren biziz toprağa,
Biz attık onları böyle ayağa;
Sakın atlamayın kenarlarından!
Ölüler bağırıyor mezarlarından..."
Necip Fazıl Kısakürek
-Türk Ocağı Mezarlığında, yağmurlu bir akşam-
Islak mezar taşlarından dinlediğim musiki
En rahatsız dokusuyla gri-gotik serencâm
Bu akşam bir yeniçağdır şahit olduğum belki-
Belki gökten rahmet değil kindir yağan bu akşam
Bak ölüler uyanıyor - uyusun yaşayanlar
Dinle küt küt nabız sesi, kemik sesi toprakta
Bürünürken tek tek cisme en adsız hezeyanlar
Taşlardan ismi silinen ölüler uyanmakta...
İşte doğa doğuruyor: ölüler ışkın ışkın
Baş baş tomurcuk toprakta sarıklılar, fesliler
Sanki tadıp şehvetini karşı konmaz bir aşkın
Kafesinden azad olmuş kuş gibi hevesliler
...
Yazık... Yeni bir çağ değil bin yıllık mutad imiş
Bakma oynaştıklarına hepsi yine gömülü
Silik adlarını tekrar kazıdılar, meneviş
Bitti ve girdi mezara, uyur gibi, her ölü...
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
Gotik V,
M. Bahadırhan Dinçaslan
15 Mart 2012 Perşembe
Barbar
Yüreğim doğduğum bozkırdan yanık
Ciğerim geçtiğim çöllerden susuz
Roma'nın yolları uzun, dolaşık
Üstünde ben ıssız, ben aç, uykusuz
-Yükseliyor önümde kubbe kubbe
Sütunlarda zerafetin titriyor
Yaşın yaşın bir ihtiyar rahibe
Tapınağa haberim getiriyor-
Bu gece bu şehre saldığım korku
Sarının yeşilden intikamıdır
Gözlerime haram ettiğim uyku-
Al ipek döşekler serencamıdır
Sana bozkırımdan bir avuç ateş
Göklerimden bir ay, yıldız getirdim
Senin'çin bir adak diledi güneş
En munis köylerin kanına girdim
Süzdüm döktüğüm kan pınarlarından
Ahengini en içli şiirlerin
Gül deşirdim sana mezarlarından
Haritadan sildiğim şehirlerin...
Sana çelenk örülmeyen bağların
Zehir olup karıştım sularına
Sana yolumu bağlayan ağların
Direndim amansız pusularına
Ey kafir Tanrıça! Ey kutlu erek!
Roma senin gözlerinden akıyor...
Suçum yok, ne yapsam, etsem; giderek
Benim tüm yollarım sana çıkıyor...
M. Bahadırhan Dinçaslan
Ciğerim geçtiğim çöllerden susuz
Roma'nın yolları uzun, dolaşık
Üstünde ben ıssız, ben aç, uykusuz
-Yükseliyor önümde kubbe kubbe
Sütunlarda zerafetin titriyor
Yaşın yaşın bir ihtiyar rahibe
Tapınağa haberim getiriyor-
Bu gece bu şehre saldığım korku
Sarının yeşilden intikamıdır
Gözlerime haram ettiğim uyku-
Al ipek döşekler serencamıdır
Sana bozkırımdan bir avuç ateş
Göklerimden bir ay, yıldız getirdim
Senin'çin bir adak diledi güneş
En munis köylerin kanına girdim
Süzdüm döktüğüm kan pınarlarından
Ahengini en içli şiirlerin
Gül deşirdim sana mezarlarından
Haritadan sildiğim şehirlerin...
Sana çelenk örülmeyen bağların
Zehir olup karıştım sularına
Sana yolumu bağlayan ağların
Direndim amansız pusularına
Ey kafir Tanrıça! Ey kutlu erek!
Roma senin gözlerinden akıyor...
Suçum yok, ne yapsam, etsem; giderek
Benim tüm yollarım sana çıkıyor...
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
Barbar,
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Roma
1 Şubat 2012 Çarşamba
Pencere
"eğer bulabilirsen ölü bir kar getir"
Attilâ İlhan
-Sokakta kar inatçı bir buzul kadar eski-
Süzülen her tanede sanki sen düşüyorsun
Sana hangi Şubat'ın soluğu dokundu ki
Soban, odan, yüreğin sıcak, sen üşüyorsun...
Bir silik yara izi kar getiren ufukta
Bakışının özlemle meçhule bıraktığı
İçli titremesinden saçakların soğukta
Belli; pervazdan değil gözlerinden aktığı...
Belki soğuk değildir ölüm, ama bu soğuk
Şairin aradığı karlardan daha ölgün
Kadın yeter, ağlama, can çekişiyor ufuk
Birer melek naaşı - karları sen öldürdün!
İzledikçe elemle, bakışların buğulu
Sen o Balkan şehrinin kıvrılan yollarını
Ülkeme karlar yağar hınç dolu, ölüm dolu
Hangi Şubat'a açar penceren kollarını?
M. Bahadırhan Dinçaslan
Meraklısına not:
Bir Balkan şehrinde(gerçi tam anlamıyla bir Balkan şehri değil ama, olsun. Bir zaman Osmanlı bayrağı dalgalanmış bütün Avrupa toprakları biraz Balkan benim için) pencereden karları izleyen sevgili, Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası ve Attilâ İlhan'ın müthiş dizesi...
Attilâ İlhan
-Sokakta kar inatçı bir buzul kadar eski-
Süzülen her tanede sanki sen düşüyorsun
Sana hangi Şubat'ın soluğu dokundu ki
Soban, odan, yüreğin sıcak, sen üşüyorsun...
Bir silik yara izi kar getiren ufukta
Bakışının özlemle meçhule bıraktığı
İçli titremesinden saçakların soğukta
Belli; pervazdan değil gözlerinden aktığı...
Belki soğuk değildir ölüm, ama bu soğuk
Şairin aradığı karlardan daha ölgün
Kadın yeter, ağlama, can çekişiyor ufuk
Birer melek naaşı - karları sen öldürdün!
İzledikçe elemle, bakışların buğulu
Sen o Balkan şehrinin kıvrılan yollarını
Ülkeme karlar yağar hınç dolu, ölüm dolu
Hangi Şubat'a açar penceren kollarını?
M. Bahadırhan Dinçaslan
Meraklısına not:
Bir Balkan şehrinde(gerçi tam anlamıyla bir Balkan şehri değil ama, olsun. Bir zaman Osmanlı bayrağı dalgalanmış bütün Avrupa toprakları biraz Balkan benim için) pencereden karları izleyen sevgili, Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası ve Attilâ İlhan'ın müthiş dizesi...
Etiketler:
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Pencere
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)