Hece vezni ile gazeller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hece vezni ile gazeller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2014 Cumartesi

Sabır Gazeli

"Mıstarlı kağıd üzre yazıp nazmı gûyiya
Teşyi' eder eda-yı kalem nerdübâna dek"
Nedim

Ab-ı revan-ı eşk-i gül akar bir ummana dek
Sahilinde ah-ı bülbül ağar asumana dek

Hicrime serab-ı Musa hüsn-ü cemal-i beyza
Busuma arz-u mevuddur lebden ebruvana dek

Misl-i Sümmani dört bucak yedi iklim takibim
Serencamı hacc-ı mebrur vasl-ı Bedehşan'a dek

Hak-i pay-i şerifine nail olmaya, lebbeyk!
Diz üstünde gelem kuh-i kaftan ta ravzana dek

Esma-yı aliheyle bir adın anmak küfr ise
Koşar sıratta dil mesrur ateş-i suzana dek

Cuşiş-i derya-yı tab-ı Neshi daha mevcinden
Nice dürer ihsan eyler sen benim olana dek

M. Bahadırhan Dinçaslan

7 Eylül 2014 Pazar

İnci Gazeli

Gene ol sultan-ı huban nazından nişan verir
Gamzesinden çeşm-i mürde misl-i İsa can verir

Bir tekvin-i nev-mezamin dem-be-dem her edası
Sühan-ı aleme ol bût keremden ihsan verir

Nazar edene şefaat kadd u kameti el hak
Nazar ettiğine bahş-ı asman hüsn ü an verir

Va hayfa kim bi-vefadır ne sunar mey-i lâli
Ne özgeden kan dil-i zar demeye imkan verir

Kavl-i ezel zâl-i felek hasid-i nev-civandır
Rah vermez merhamet vermez yar-i girizan verir

Gam yeme ey dil-i pür-gam adl u vaad-i hakktır
Dağına göre kar veren yükünce tüvan verir

Neshi! Sabreyle kim cevre, sabır ehline umman
Ciğeri yeterse ahir dürr-ü nurefşan verir

M. Bahadırhan Dinçaslan

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Gelir Geçer

"Vermez selam ol serv-i hıraman gelir geçer
Yollarda ömr-ü aşık-ı nâlân gelir geçer"
Nazım

Gelir Geçer

Ömür bir yürük semai şitaban gelir geçer
Tar bir mest mutrib elinde nim sofyan gelir geçer

Bir hoş sada bırakmaya bu kubbet'ül bakide
Avaze-i Elest acem-aşiran gelir geçer

Sanma ki mutad üzredir güzerinde afitab
Yar gecemden misl-i mah-i dırahşan gelir geçer

El açıp rahm dileyende salat-i seher Hakk'tan
Şirk midir hatrımdan zıll-i mihriban gelir geçer

Nazeninim tehir etme bundan artık teşrifin
Korkarım ki sen gelmeden şemistan gelir geçer

Nasıl şita dest urunca gül-i handan bunlanır
Zal-i felek sema döner hüsn ü an gelir geçer

Neshi nigehban oluptur şehrin küçelerine
"Pervazımdan yarim acep ne zaman gelir geçer?"

M. Bahadırhan Dinçaslan

4 Şubat 2014 Salı

Girdâb Gazeli

Kâ’be olmasa kapun ay ile gün leyl ü nehâr
Eylemezlerdi tavâf ol güzeri döne döne
Necati Bey

Girdâb Gazeli

Zikr-i cehri etsem ism-i dilberi döne döne
Desem ey büşra-yı bahar gel beri döne döne

Setr-i nakş-ı sühan ile hafi kıldığım sırrın
Aksi çınlatsa âbar-ı aferi döne döne

Ben pervane acep midir gerdan-ı ateşiyim
Farzdır tavaf beyt-i âtâ-averi döne döne

Râhın revanıyım yarın yar gözümden revandır
Girdab olmuş bir ben benden içeri döne döne

Duydun mu duht-ı merdümün bu ademde tesirin?
Sarar manend-i duhter-i rez seri döne döne

Neshi misl-i peygamberdir neshinde evvelinin
Rind-i aşkındır bozuyor ezberi döne döne

M. Bahadırhan Dinçaslan

Sözcükler:
Zikr-i cehri: Sesli zikir, bazı tasavvuf akımlarınca benimsenmiştir.
Büşra: Müjde
Setr-i nakş-ı sühan: sözlerin, kelamın nakşı ve süsüyle örtmek
Hafi: Gizli (bir de zikr-i hafi vardır, zikr-i cehrinin karşıtı)
Âbar-ı afer: Yeryüzünün kuyuları. Meşhur "içinde saklayan sırrı kuyuya söyleyen adam" mitosuna gönderme.
Pervane: Bir ateşin etrafında dönmesiyle meşhur böcek.
Gerdan: Dönen
Beyt-i âtâ-aver: ihsan veren ev. Beytullah, yani Kabe
Rah: Yol
Revan: Giden, akan
Benden içeri: Yunus'un meşhur "beni bende demen ben bende değil / Bir ben vardır bende benden içeri" deyişine gönderme.
Duht-ı Merdüm: İnsan kızı
Duhter-i Rez: Üzüm kızı, şarabın lakabı. Nedim'in ""destide duhter-i rez destde duht-ı merdüm / kime el verdi felek böyle begim dünyada" yani "testide üzüm kızı, elde insan kızı / felek kime böyle bağışta bulunmuştur?" dizelerine gönderme.
Manend: Benzer
Neshetmek: Kaldırmak, geçersiz kılmak
Rind: Dünyaya aldırmayan
Neshi: Mahlasım

16 Ocak 2014 Perşembe

Avaze-i Elest

Gel ey sultan-ı hubanım elestîden müştakem
De sahba-yı âlihede men bir kırık zevrakem

Ferahnak fasıllar raksı mutrıbin tellerinde
Hanendeler mene handan men zavallı gamnâkem

Her necmine birer melek yoldaş etmiş de Hüda
Feriştemden cüda düştüm men bedbaht-ı eflakem

Amennam acep mi Ahmed u Kamer[1] meseline
Gör men saatim ermeden hicrinden iki şâkem

Ki imanım sen şahıma şekten fariğdir zira
Men ne taib-i bihude[2] ne zahid-i zerrakem

Meyinden tadalı beri adın aydur hu derem
Sefa kılsan razı cefa etsen ram-ı firakem

Gam mıdır ez-cümle alem tekzib etse hikemin
Duymam, görmem, bilmem derim etrak-ı bi-idrakem

M. Bahadırhan Dinçaslan

Sözcükler:
Sultan-ı huban: Sevgililer sultanı, güzeller sultanı
Elestî: Elest meclisi, inanışa göre tanrının ruhları cisme bürümeden topladığı meclis. Eski gelenekte, müziğin lakaplarından biri de, “avaze-i elest” yani “elestin sesi”dir.
Müştak: Özleyen, arzu eden
Sahba: İçki içilen platform.
Alihe: İlahlar
Zevrak: Şişe
Ferahnak: Bir musiki makamı, “ferahlık içeren” gibi bir anlamı var
Mutrib: Sazcı
Hanende: Şarkıcı
Handan: Gülen
Gamnak: Gamlı
Necm: Yıldız
Ferişte: Melek
Cüda: Ayrı
Bedbaht: Şanssız, kötü talihli
Eflak: Gökler
Hicr: Ayrılık
Şak: Parça, yarık, surede “inşakka” (yarıldı) olarak geçiyor.
Şek: şüphe
Fariğ: Alakasız, öte
Taib-i bihude: Boş yere tövbe eden
Zahid-i zerrak: İki yüzlü ibadet eden kimse
Aydur: Eski Türkçe “aytmak” söylemek anlamına gelir. Halk şairleri vs. bu yüzden “aydur”, “eydür” derler, “Yunus Emre aydur”: “Yunus Emre söyler ki”
Ram: itaat eden
Firak: Ayrılık, ayrılık acısı
Tekzib: Yalanlamak
Hikem: Hikmetler
Etrak-ı bi-idrak: İdraksiz, anlayışsız Türk(ler)




[1] Ahmed u Kamer meseli: “Saat erişti ve ay ikiye bölündü” diye başlayan Kamer suresine gönderme.
[2] Nef’i’den sevdiğim bir kullanım: “Ne taib-i bihude, ve ne tevbe-şikestiz” yani “ne boşyere tövbe eden, ne tövbesini bozanız.” Dize sonundaki zerrak da, Kaygusuz’un “Ben bu zerrak sofulardan başkaca şeytan bilmezem” deyişinden mülhem.

8 Eylül 2013 Pazar

Müşrik

Zamana yemin olsun ki uşşaka hüsran yoktur
Zira bir dem halk olana bir daha nisyan yoktur

Benim ahım ayet ayet ağar arşa, dilara!
Aksi çınlar o buudda ki zaman mekan yoktur

Yevm-id-dine dek nücum-u asumanı o yakar
Elestîden beri bundan özge kehkeşan yoktur

Melül oluptur ez-cümle levh-i mahfuz kârisi
Kelam-ı Hakk'a nazire sözümde yalan yoktur

Hallakın üç hurufuna mahlukun üç hurufu
Kıyas eden der ki haşa rahmet-i rahman yoktur

Ben bir nazire dedim ki sure-i Fatiha'ya
Demesinler bir manzum-u seza-yı Kuran yoktur

Maksat medh-i hasen ise benim de asarımda
Ol kitab-ı mukaddesten zerrece noksan yoktur

Nasıl methindedir alem ruz u şeb yaradanın
Methinde gönlüm içre bir alem. Ki imkan yoktur

Vasfın nakş-i mukim etmek bir uzunca şiire
Kaddin tasvir etmekliğe layık bir lisan yoktur

Sen salınsan yoktur gülün endamında letafet
Konuşsan bülbülde avaz şairde sühan yoktur

Benim yandığım İbrahim ateşidir aşkında
Ol melekler mayasıdır suzunda dühan yoktur

Kavl-i ezel Neshi kulun saciddir gıyabında
Demesinler ol kafirde ikrar u iman yoktur

M. Bahadırhan Dinçaslan

6 Ağustos 2013 Salı

Dem Gazeli

Erer fasl-ı seyr-i temmuz eser yaz meltemidir
Ahestedir uşşak eren çün ayş u nuş demidir

Destte duhter-i rez kolda duht-ı merdüm, salınır*
Tenhalara ki macera yârânın mahremidir

Uzananda taht-ı sema seyrinde canan ile
Rahm-i orman ehl-i dile köşk-ü adn taremidir

Reng-i nar-ı verdi çalar uğrudur gûrûb-u sayf
Akşam, taksim-i ganimet-i nevbahar cemidir

Yanar dide-i uşşakın derununda her dem ki
Bu ateş temmuzdan değil sevdanın keremidir

Neshi acep mi kaptırdın gönlünü bir Temmuzda
Kavl-i ezel sayf efsunu, şemistan hikemidir

M. Bahadırhan Dinçaslan

Nedim'in "destide duhter-i rez destde duht-ı merdüm / kime el verdi felek böyle begim dünyada" beytine gönderme.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Aşk-ı Memnu

Gene ol zalimde dildade-küşlükten nişan vardır
Görürsün, hançer-i ebrusunun nevkinde kan vardır*


Ne vaslında nasip olur lebin meyine kanmak
Ne hicrine tahammüle fakirde imkan vardır

Lebleri dahi zebanı misl-ü teslis-i tersâ
Gönlüme üç cemre düşer bûsunda Nisan vardır

Nail olsam bir şeb içre ol yedd-i beyzasına
Parmağının her birinde nice bin ihsan vardır

Deme kim laf yok hüsnüne ah şu nâzı olmasa
Demek layık mı esma-ül hüsna'da noksan vardır**

Tıfıl Neshi! Şad mı olur peri kızına yanan?
Had bilmeyen fanilere daima hüsran vardır

M. Bahadırhan Dinçaslan

*Bu beytin kime ait olduğunu hatırlayamadım. İhtimal, Nef'i'nindir. Bir yolculuk esnasında aklıma düştü, devamını getireyim dedim, alıntının orijinalliğinden de emin değilim, aklımda böyle kalmış.

**Nedim'in "ah kim hercaidir, bigane-meşrebdir biraz / o perinin söz mü vardır yoksa hüsn ü ânına" beytine gönderme, bir nevi cevap.

27.05.2013

29 Nisan 2013 Pazartesi

Umma

"İnceldise hecr ile karınca gibi belin
Firkat nice bir ola Süleyman ire umma"
Dehhani

Umma gönül, canını ver sen canân ire umma
Sabrı çatlat ümmidi kır yar hemân ire umma

Ol hakk-ı semi' ve'l habir dahi sağırsa sana
Ahın sinene mahpus tâ asumân ire umma

Derd u gamın yükünü çek pir ol bükülsün belin
Bu yola çıkan menzile nev-civan ire umma

Hakk çevirdi yüzün bizden meydan Mervan'a kaldı
Ol sahib-i zülfikar ol hun-feşân ire umma

Misl-i İsa zebun olup bileklerinde çar-mıh
Cibril gökten nüzul olup mihribân ire umma

Misl-i Sümmani ara sen yedi iklimde yari
Çek cefayı amma vasl-ı Bedehşan ire umma

M. Bahadırhan Dinçaslan

*Dehhani, Nef'i ve Sümmani ustalara bir nevi nazire...

Dehhani'nin dediğini girişte alıntıladım. Nef'i diyor ki, "Gamzen ne dem ki tığ çekip hun-feşan olur / Uşşak-ı dil-figara ecel mihriban olur". Sümmani de şöyle bitiriyor arayışını anlattığı destanı: "İmdi yolum Bedehşan'a düşüptür..."

2 Ocak 2013 Çarşamba

Sual

"Nedir lebinde bu terlik tatlılık güya
Şeker tebessüm edersin gülab söylersin"

Nedim

Söyle dilber avaze-i elest sühanın mıdır
Ziyası şems u kamerin nur-u ruhanın mıdır

Suretin üzre nakş olup şi'r-i sırr-ı ilahi
Ol mühr-ü Hüdadır yahud şirin dehanın mıdır

Lutf eyle ki kerem senden hamd ü sena gedadan
Kıl ruşen ki bu sergeçte yar-i nihanın mıdır

Benim yanmaklığım sana hoş ey bût-i muşrikûn
Kurbanın olmama sebep zevk-i duhanın mıdır

Ey sen gevher-i lamekan Neshi kalbine sığdın
Fakirin sinesi cihan-ender-cihanın mıdır

M. Bahadırhan Dinçaslan

4 Kasım 2012 Pazar

Gelim

"Sen yatıp cenneti röyada görende geceler
Men de cennette guş olam ki ol röyaye gelim"
Şehriyar

Gelim dilber bende yitip izin ver sana gelim
Bûs-u rahmet-feşanından bağışla cana gelim

Kıl beni ol rütbe şeyda ki şair maceramı
Anamasın çün ne dile ne de lisana gelim

Tayy-ı kevn u mekan eyler şeş cihetten hoş sadan
Yer mi gök mü kuyun nice söyle ne yana gelim?

Beyan-ı sırr-ı dil eyle bir arz-ı endam eyle
Nail olam ol muştuya görem imana gelim

Lebim muhacir gerdanın bûs be bûs arz-ı mevud
Gurbetime bir Musa sal uyam vatana gelim

Çün aldın bezm-i elestte can u dilden peymanım
"Külli atin karîb" gülüm bekle yarına gelim

M. Bahadırhan Dinçaslan

*Külli atin karib: Bütün gelecekler yakındır.