O korkunç cüretin hala odamda izi:
Çürümemiş bir el - ve daima kalacak.
"Savcı beğenmese de, bütün dünya hoşlanmasa da, ben böyleyim işte!"
-Metan gazıyla boğularak şehit olan 12 kahramana dair yapılan haberlerin kahrıyla-
On iki resim gördüm çok uzaktan çekilmiş
Küçük harflerle adlar: Mahsun, Özkan ve Kani
Gazeteler bir ağız basmakalıp sitayiş
Özden bir laf etmeye değmezler miydi yani?
Celalettin'in adı yanlış geçmiş kayıda
Böyle harcıalem mi bu ülkede boğulmak?
Yaşayanlar bağrıyor: Vatan sana can feda!
Ve feda edilenler: Sönmüş on iki ocak
İncedereli Avşar - Ümit biraz tanıdık
Ege'nin bilmiyorum oğlu kızı var mıydı?
Gerçi bilip bilmemem fark etmiyor ki artık:
Canım ülkem Türkiyem, evlatlarına kıydı
Elimiz boşa geldi uykuda mı bastılar?
Hani düşman değildi mağara çakalları?
Ahmetlerin evine iki bayrak astılar
Enver'imin kabrinde uzamış sakalları
Abdurrahman ve Fikret Furkan'ın peşindeler
Emretse evelallah ölürler icabında
Fakat böyle bir ölüm - can yakar ciğer deler
Bir zehir sızıyor bu gerçeğin hicabında
Kursağımda göllenir acı sitemli bir su
Tüküremem yutamam gark olurum bu hınca.
Biz öldürdük onları ne baskındır ne pusu-
Dostu düşman düşmanı dostumuzdan sayınca.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Üzülme sevgilim, kırılır bir gün
Çarkında yazgımı çeviren mihver
Bana yeter bana bakıp güldüğün -
Erkekler ağlamaz, sen beni boş ver.
Akıt deme bana gözüm yaşını
Dök deme içini - asit kusarım
Zihnimde dedemin mezar taşını
Hayal eder, tütün içer, susarım.
Sen gül, oyna, eğlen gelen mevsimde
İçini ferah tut aklını rahat,
Büyümekte çünkü benim içimde
Oğlumuza benzemeyen bir evlat.
Sessiz ol, içimde kükrüyor çünkü
Misl-i İsa peydahladığım çocuk
Taze tırnakları her biri süngü
Ciğerimde kımıl kımıl bir kuyruk
Kıvranıyor, tırmalıyor sevgilim
Ruhumu bin parça eden bu bela
İşte tam bu yüzden rahat değilim
İşte tam bu yüzden susmam, mesela.
O yarım içimde, dışta ben yarım
Tamam olur vakti geldiği zaman
Ağzımı açarsam doğar korkarım
İçimde bin yıldır büyüyen şeytan
Ne ben hükmederim çakan şimşeğe
Ne onda bilgelik yahut zarafet
Korkarım Ares'le girer gerdeğe
Alnımın çatından doğan musibet

Ağızları ölüm kokar dişleri yeşil çürük
Sohbetleri kesik kesik hırıltılı öksürük
İnip kalkan ciğerinde ejder nefesi körük
Yakar kulağımı dağlar acem işi üfürük
Nutuk atarlar yüzüme sulu sepken tükürük
Kelimeler katarlanmış yuları salık yürük
Bir atın tersi gibidir gayet seyrek düşüyor
Romatizmalı bu evde esir ruhum üşüyor
Taze kanın kokusuyla irkilen ihtiyarlar
Ayak ucumda yürüsem çare değil, duyarlar
Pencerede bitiverip ağlarını yayarlar
Küçük bahçede gezimi izleyip iş sayarlar
Ufkumu çalıp mahfilde kül rengine boyarlar
Hayalimin kervanına geçit vermez, soyarlar
Zayıf bedenleri şaki titrek parmaklar ökse
Ağlarından yol bulamaz kartal olsa vesvese
Manastır'da bir rafızi din u iman aranır
Melalimi anlatmaya aşina can aranır
Katakombda bir zavallı canlı insan aranır
Kancası sökülmüş akrep bir yelkovan aranır
Mutadın işkencesinde bir heyecan aranır
Ellerim abam altında bir yatağan aranır
Ya vurayım boyunları ya kessem bileğimi
Sunakta boğazlamadan keşişler dileğimi.
Bahadırhan Dinçaslan