22 Ağustos 2026 Cumartesi

Manastır



Bazen yaz sonunda kurtlanır kiraz.
Bazen, tutunmaya bir dal bulamaz
Bin yıllık gazeli derleyen hatır.

Boşalınca bir tetiksiz zemberek
Şeytanı Allah'la hemhal edecek
Bir sual insana neler yaşatır?

Kendi tenim öz ruhumun kefeni.
Tesellim: Her şartta bekliyor beni
O metruk adada köhne manastır.

M. Bahadırhan Dinçaslan

15 Ağustos 2026 Cumartesi

Phaedo




...Such are those thick and gloomy shadows damp
Oft seen in charnel vaults and sepulchres,
Lingering, and sitting by a new made grave,
As loath to leave the body that it lov'd,
And linked itself by carnal sensuality
To a degenerate and degraded state.


Bıkmaz mı insan ruhunun bekasından, meçhulde?
Beden değil mabedimdir seçebilsem herhalde
İstemezdim bu aşina kafesten halasımı.

Cevabını bilsem bile doğduğum andan beri
Soracağım bu soruyu sönerken ruhun feri:
Haris ve hakir yaşadım kim tutacak yasımı?

Kum saati gözlerimle gördüm, kehanetimdir
Serencamım örümceğin öksesinde yetimdir
Bir ebedi Aralık'a terk ederken Kasım'ı.

Ağzında kasap kancası tekinsiz bir tebessüm
Öpecek göz çukurumu kabrimde iki büklüm
Kuzgun suret hayaletim kendi kafatasımı.

M. Bahadırhan Dinçaslan

10 Ağustos 2026 Pazartesi

Obitus



Gözlerime kumlar doldu pınarlarım kurudur
Yüzümden pul pul dökülen erkeklik gururudur
Yüreğimin kanserlenip kabardığı doğrudur
İrinle mayalanmış bir ikrahın hamurudur
Sünüyorum yaşam muhal ölmek gayrımeşrudur
Ümit aşüfte bir yıldız vaat verir ve tutmaz
Dilimde öksüz terennüm cevapsız bir sorudur:

Evim nerde yurdum nere menzilim ne tarafta?
Bunaldım kendimden yeter - mahkumum bir arafta.

Asırları takas ettim bir an uğruna peşin
Savurup külünü bilmem kaç yıl yanan ateşin
Karanlığı göze aldım reddedip alayişin
İşkence kokan bir çölde Tatar'ı bekleyişin
Asasını çaldım gafil uyuklayan dervişin
Aylar boyu tek azığım fokurdayan bir garaz
Görmeyen gözlerle düştüm peşine bir güneşin

Yedi bacı yedi günü pay eder de her hafta
Yedi kez dağlar gözümü - mahkumum bir arafta.

Annemin müşfik dilinde teselli: Allah kerim!
Anne, ölü toprağıyla örtüldü bak üzerim!
Anne! Gözlerim bozuldu kayboldu peygamberim!
Anne! Koca dünyada tek benim mi yoktur yerim?
Hayır duanı hiç kesme ben yine amin derim
Üzülme bin cami içre kaldım diye be-namaz
Bilirsin ki ben korkunca başımı çeviririm

Ruhum aklımla ellerim gözümle ihtilafta
Ciğerimde ihtilal var - mahkumum bir arafta

Şimdi Allah'ı öldürmüş şeytan gibi yalnızım
Tek bir lâ'nın makamında zayıf vuruyor nabzım
Rakibimi okumaya yeni bir meydan lazım
Dövüşmezsem zayıfım ben bağırmazsam cılızım
Her nereye düşürürse yolumu alın yazım
Biliyorum terekemde yalnız nisyan ve enkaz
Biliyorum sönecektir pırpır eden yıldızım

Esatirimi okursun bir gün metruk sahafta
Hele bir çıkış bulayım bu layemut arafta.

M. Bahadırhan Dinçaslan

2 Ağustos 2026 Pazar

Unheimlich

Hafızamda resmi bulanan bir mahalle
Minicik avcumda kuruyup giden lâle
Ruhumda gün be gün külü savrulan ocak.

Ne anne kokusu ne de bir çocuk sesi-
Mümini kalmamış tanrıların gölgesi
Doğduğum sokağın kuytularında, ıslak.

Eski bir apartman çehresi kirli sarı
Dağılır sis gibi şimdi çıksam yukarı
Korkulmaz bir kabus, sakınılmaz bir tuzak

Zerdüşt'ün mumunu söndüren bir rafızi
O korkunç cüretin hala odamda izi:
Çürümemiş bir el - ve daima kalacak.

M. Bahadırhan Dinçaslan