31 Mart 2017 Cuma

Türkistan'a Ağıt

-Yetik Ozan'ın hatırasına hürmetle-

Bir mücrim coğrafya ağlar iniler
Mekreden Tanrı'nın tuzaklarında

Hiçliğe uzayan bir çift çekik göz
Yenisey'in buzul sızaklarında

Göğünde bir bunlu atmaca döner
Urumçi ufkunun uzaklarında

Kırım'da bir ıslık, belli belirsiz
Aluşta civarı sazaklarında

Meçhule hayalet tirenler kalkar
Kızıl yeşil ağu erzaklarında

Şehrayini sönmüş Deşt-i Kıpçak'ın
Toy tepreş muhaldir Kazaklarında

İhtiyar kam ata Saka düzünde
Arsız yıldızların zikzaklarında;

Beyhude bir hırsla sılayı arar
Çektiği gurbettir kızaklarında.

Ve ben, Kerkük gibi vatan yitirdim
Bir Türkmen kızının göz aklarında

M. Bahadırhan Dinçaslan

"En önde bir adam dağlardan ulu
Yüreğinde oba oba göç dolu
Bulmuş karanlıktan çıkaran yolu
Tan, Osman Batur'un göz aklarında"

Yetik Ozan

24 Şubat 2017 Cuma

Ben Hep Tedbirli Gezerim

"Köşe bucak, yalın yürek
Ben hep tedbirli gezerim."
Hakan İlhan Kurt

Direklerde, duvarlarda
Öfkem çalakalem resim
En tekinsiz diyarlarda
Ben hep tedbirli gezerim

Kovulmuşum her menzilden
Ölsem yok yatacak yerim
Şakiyim yedi nesilden
Ben hep tedbirli gezerim

Bugün mevzim bir koyakta
Yarın dağda Allah kerim
Elim belde göz budakta
Ben hep tedbirli gezerim

Ateş başı öyküsüyüm
Kan içerim adam yerim
Bir eşkiya türküsüyüm
Ben hep tedbirli gezerim

Yedi kızın gözyaşında
Günaha batmış ellerim
Düze inmem, dağ başında
Ben hep tedbirli gezerim

Buza kesmiş dışım kesif
Gayızla dolu içerim
Dünya kuyu, çilem Yusuf
Ben hep tedbirli gezerim

Ala düşmem faka basmam
Pusuyu önden sezerim
Öğütlere kulak asmam
Ben hep tedbirli gezerim

Pervam yok bahtımdan kısmet
Koltuğumda tatlı serim
Bir on dörtlüye emanet
Ben hep tedbirli gezerim

Ebede uzar bu celse
Hükmünü veremez hakim
Ne çıkar fermanım gelse
Ben hep tedbirli gezerim

M. Bahadırhan Dinçaslan

9 Şubat 2017 Perşembe

Feraye

"Dağın maralı, çölün çakalına yar olmaz."

Feraye'nin gözlerinde tanrılar sinsin oynar
Feraye'dir kızın adı Feraye Türkmen kızı
Ferayemin eli iskan obası hep tarumar
Ferayemiz sahipkıran, göğün öksüz yıldızı

Titreyen dudaklarında donup kalan karakış
Ellerinde bir heyecan taze baharla hısım
Gergefinde yedi elvan ebemkuşağı nakış
Boz alışkın gözlerimde parmakları kıvılcım

İplik iplik desen desen bir Türkmence hikaye
Dağdan dağa obaları ayaklandıran kıyam
Feraye yazgımı dokur Türkmen kızı Feraye
Yazmasını yere çaldı gözlerine bakamam

Bir Rafızi sitem yüzün kaldırınca yukarı
Bir damlacık süzülünce gözündeki denizden
Erimez babaerenler bu yıl dağların karı
Erliğinden utananlar at sürsün peşimizden

Elim obam kurban olsun Ferayemiz ağlıyor
Bu kızı ağlatan Tanrı! Cehenneminde boğul!
Seyret Nuh'una nazire Türkmen hışmı çağlıyor
Toplanıyor yazmasının gölgesinde karavul

Bir nedamet zehri ile kirpiğinden çıkan ok
Döşümüzden vurdu bizi haram oldu toy, şölen
Gözyaşında yüz binleri boğana dek dönmek yok
Kuyruğu bağlı kısraklar, yakamızda kardelen

Şimdi İstanbul içine kopsa gerektir tufan
İrkildik ırmağa döndük elbet denize sapar
Uğul uğul ılgarımız, kalpte şaşmaz bir iman:
İriş Dede Sultan iriş! Kıyamet kaçan kopar?

Ruz-u mahşerde hesabı sorulursa erenler
Bir ürkekçe suna için bin güle kıydık deriz
Döktüğümüz kanda yunup belki biraz serinler
Bir tanrıça rüyasında yaşayan Ferayemiz

M. Bahadırhan Dinçaslan

24 Ocak 2017 Salı

Isolda

Bende sevdası Tristan, onda ölüm Isolda
Gurbete savrulan perde düştüğü meşum yolda
Her kıvrımı başka vatan o siyah elbisesi

Çalar gökten güneşimi garîb gözleri uğru
Gözlerimde bir heyelan gittiği yöne doğru
Kulağımda uğul uğul çığ düşer ayak sesi

Ölüp hicret edeceğim munis yeşil adanın
Ebedi terennümünde bir inleyen gaydanın
Kızıl saltanatı baki bembeyaz prensesi

M. Bahadırhan Dinçaslan



*Tristan ve Isolda, yahut Isolde, yahut Ysolt, bir Kelt aşk öyküsü, Wagner'in bestesinde ölümsüzleşen. Isolda, İrlanda prensesidir. Garib, garp, gurub ile aynı kökten, uzaklaşmak, yitip gitmek anlamı, hem güneşin batımına, hem de gariban olmak anlamına dönüşmüş.

11 Ocak 2017 Çarşamba

Lilith

Belli, bu sokaktan bir kadın geçmiş
Penceremde bir tekinsiz meneviş
Rüzgarından perdeler darmadağın

Savrulunca eteği üzerinden
Islak taşlar kımıldamış yerinden
Peşi sıra tekir kediler şaşkın

Ufka doğru adım adım kıyamet
Her parmak ucunda başka alamet
Dokunduğu çürük yeşil bir salgın

Vecd halinde ayak sesini dinler
Gölgesinde düğün alayı cinler
Gözlerinde kızıl raksı şeytanın

Dudağında kıvrık mücrim istihza
Bir kısacık nazar, bir ince lahza
Som yalaz saçları bir soğuk yangın

Helezon çizerek yükselen tedhiş:
Besbellidir bir cinayet işlemiş
Bu gece sokaktan geçen bu kadın

...

Kadın yitti, karanlığın koynunda
Onu gördüm, bir çift benek boynunda
Bakışları hangi meçhule dalgın:

Ölen bir şairin dudaklarından
Bir dişi kıvrımla yükselen duman
Hala sıcak külleri son ilhamın

M. Bahadırhan Dinçaslan


29 Aralık 2016 Perşembe

Succubus

"Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyar. Baksana, her vadide şaşkın şaşkın dolanıyorlar."

Her gece yokluğun elleri sarar
Boynumda bir yitik cevheri arar
Bir heyula... Yorganın üzerinde

Kaldırır karnımdan çekip bir kanca
Penceremden sokağıma bakınca
Bir ürperti uyanırken derinde;

İşportacı cinlerin düğünüdür:
Aklım uçar gider korkudan ölür
Terk edilmiş çocuk, pazar yerinde

...

Elleri acemi, gözleri şaşkın
Dolanır durur bir tekinsiz kadın
Sapık şairlerin vadilerinde

M. Bahadırhan Dinçaslan


5 Kasım 2016 Cumartesi

Palimpsest

Bir sonbahar olmalı, günlerden Pazartesi
Bir aşina gazelden berceste ayak sesi
Dudağında tebessüm, beklediğim misafir

Ölüm bana bir kadın, ruhum tüy kadar hafif
Siyah elbisesinin kıvrımlarınca latif
Ve siyah saçlarınca uzayıp giden şiir

En tuhaf sonsuzlukta dirilen ölülere
Şarkı söyler Lazarus encamıma nazire
Bir tel kopar ve ahenk ebediyyen kesilir

M. Bahadırhan Dinçaslan

*"That is not dead which can eternal lie / And with strange aeons even death may die", Lovecraft
*"Bir bitmeyecek şevk verirken beste / Bir tel kopar ahenk ebediyyen kesilir", Yahya Kemal