18 Kasım 2015 Çarşamba

Mehlika Haccı

"Dedim dilber yolunda ne çok aşıkların ölmüş
Dedi kim Kabe yolunda ölenlere hesap olmaz"
                                                       Necati Bey


Bir kadim efsanedir ki ustalar anagelir,
Tanrı bir gün hazz-ı tekvin ile hey'cana gelir,
Bir şiir yazar ki duysa cesetler cana gelir,
Özgedir ol ki ne dile ne de lisana gelir,
Nakşeder levh-i mahfuza bundan ol mana gelir;
Ki mısra boyu encamı ins ü cin mahlukatın,
                            Sen mısra-ı bercestesin duyan imana gelir!

Ey Allah'ı sarhoş eden şihab-ı ufk-u ekvan
Ey mucib-i şirk ü küfür, ey hannas-ı müselman
Künt ü kenzin beyanında mirat-ü pakta nihan
Ey Mehlika! Heftpare dil hâlâ yolun nigehban
Kerem eyle çağır beni ömür bitti el-aman!
Lebbeyk ey dilara lebbeyk cennet Allah'ın olsun
                            Ateşine İbrahim et kulun ravzana gelir

On beş bahar gül deşirdim guşe-i serpuşuna
Bir kenarı işaret kıl bende-i hamuşuna
Şeh gedadan ar eder mi himmet et berduşuna
Bari bir gecelik dahil eyle ayş u nuşuna
Müştak-ı cay-ı behiştim ilticam ağuşuna
Ne bir tüten ocağım var ne çalmaya bir kapım
                            Merhamet et kime gitsin bu Mecnun? Sana gelir

Kapılmışım gerd-i felek ömr-ü revan cûyuna
Bir bestenin ta ebede süren güft u gûyuna
Misl-i andelib meftunum ey gül-i rânâ bûyuna
Ne var hak-i payinden bir zerre konsa rûyuna
Gurbetime bir Musa sal uyup gelem kûyuna
Ol diyene bir nazire gel deyiver ne olur
                            Kapında ricacım olur şeytan vicdana gelir

M. Bahadırhan Dinçaslan

7 Kasım 2015 Cumartesi

Şükrü Baba'nın Meyhanesi

Meyhaneci getir, soframız kıyak
Dostuma, abime bir kadeh doldur
Dert etme hesabı sen bana bırak
Koydum ben cebime, bir kadeh doldur

Sen rakıyı usul usul dökerken
Sigara yaktırsın aklımdan geçen
Akayım içime yudum yudum ben
Vurayım dibime, bir kadeh doldur

Yabancı değil ha, bizimkilerden
Azatlı kuluyum ta eskilerden
Bir taze fıçı aç, getir kilerden
Eski sahibime bir kadeh doldur

Kafayı buldur da... Al peşin bahşiş!
Şişede sabaha çıksın meneviş
Dudakları Ebu Leheb kesilmiş
Susamış rabbime bir kadeh doldur

M. Bahadırhan Dinçaslan


29 Eylül 2015 Salı

Araf

Erkekler ağlamaz. Gözbebeğimde
Bir tufan muştusu göllenir durur
Yutkunup içime gömdüğüm cemre
Baharı yakamaz, küllenir durur

Gurûbun tülbendi kızıl şehrayin
Başına örtülür munis ve serin
Ebedi arafta güveysiz gelin
Beyhude allanır pullanır durur

Dolanır boynuna akrep, yelkovan
Kayar da altından zaman ve mekan
Otel odasında bir yetik ozan
Sarkaca nazire... Sallanır durur.

M. Bahadırhan Dinçaslan

Yetik Ozan, nam-ı diğer Turgut Günay, bir otel odasında kendini asmıştı.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Epiphany

Bir yıldızsız feza kafatasımda
Layemut saklambaç bir bilmeceyle
Yazgımı avcuna alan tılsımda
"Yukarda nasılsa yerde de öyle."

Gözlerimde fersiz bir intifada
Aynamda heyula, şekilsiz, silik
Beni Leheb soyu avuçlarımda
Allah'a nazire bir kimsesizlik

Güneşin altında yeni bir şey yok
Ve bütün yarınlar bir adımlık yol
Kupkuru sedefin meyvesi barok
Tatar Çölü'nü bekleyen karakol

Ne zaman haykırsam buz alev garaz
Yağar arştan arza ölü melekler
Gözüme kast eder bir sinsi mecaz
Endülüs'te bana havlar köpekler

Lanetim çınlatır taht odasını
Bir rabbin cesedi titrer, ürperir
Bir dehşet sarmalar kethüdasını
Tılsımı bozulur ağzımda erir

Kusarım: İyelik sancımı, beni
Beslerim ağzımdan yavrularımı
Ne "keşke", ne "neyse"; yalnızca "hani?"
Yakarım bütüne müştak yarımı

Avlarım bahçeme konmazsa suna
Ne canlar yakarım, yansa da canım
Esirgenen bir tebessüm uğruna
Ağlatırım ve ağlarım: Pişmanım

Ey rabler efsunu lahuti etir
Boşandır yalandan, sıyrıl gerçekten
Buğusu üstünde bir seher getir
Reyhani'nin özlediği çiçekten.

M. Bahadırhan Dinçaslan

Notlar:

-quod superius sicut inferius
-tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb
-nihil novi sub sole
-külli atin karib
-il deserto dei tartari
-un chien de andalou
-gott ist tot

-"ben de bir aşığım reyhani adım 
sorun çiçeklere, az mı ağladım 
benim tabiattan tek bir muradım
götüreyim nazlı yare bir çiçek."




23 Ağustos 2015 Pazar

Villanelle



Hâlâ aklımdadır sanki dün sabah
Yazgımı avcuna almıştı mel'un
Göz kapaklarımda bir titrek günah

Teşyi' merasimi "...hayya alel-felah..."
-Sırtıma dünyayı yüklenip yorgun-
Hâlâ aklımdadır sanki dün sabah

Veyl u vah babama, anneme eyvah!
"Giden gelmez yola gidiyor oğlun."
Göz kapaklarımda bir titrek günah

Anamın ak sütü ağzımda gümrah
Dilimde bir dize "bir rüyan olsun"
Hâlâ aklımdadır sanki dün sabah

Babamın alnında açıldı berzah
Bir divan kuruldu ödendi düyun
Göz kapaklarımda bir titrek günah

Evladı çarmıhta, göklerden Allah
Balkıyıp devrildi bozuldu sükûn
Hâlâ aklımdadır sanki dün sabah
Göz kapaklarımda bir titrek günah

M. Bahadırhan Dinçaslan

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Şükrü Baba'nın Yeri

Bir gazele sarıp emanet etti
Aklını caminin şadırvanına
Zılline döngeri işaret etti
Kadehini kırdı, kıydı canına

Şükrü Baba'nın yerine gelirdi
Tanırdım. Geçimsiz, biraz ukala
Bir tuhaftı zaten. Demek delirdi
-Bir dağda kurt öldü... Camide salâ-

Sohbete dalınca arkadaşları
İçerken bir resme bakar dururdu
Sonra neden bilmem kalın kaşları
Çatılır, sigara yakar dururdu

Bir gün sordum "Kardeş, anlat şu derdi
Dil çözmezse içmekten fayda nedir?"
Kendi gibi tuhaf bir cevap verdi:
"Bilmezem kam-ı dil-i şeyda nedir."

Yutkundu, uzandı sonra rakıya
Öz kanını içen bir adam gibi
Nakaratta eşlik edip şarkıya
Yaylandı gelmeden şişenin dibi

Titredi kalkarken dudakları "Eh..."
Bıyığında boz tütün lekesinde
Ezdiği izmarit, koyduğu kadeh
Bir yarım yetmişlik terekesinde

"...Bana müsaade" vasiyetiydi
Mekandan geceye su gibi aktı
Demek o geceden bu niyetiydi
Ve Şükrü Baba'yı bize bıraktı

Tanıyacak onu, gelse ne zaman
Kim Şükrü Baba'nın meyhanesine
Son sigarasından bir içli duman
Karışır bu şehrin efsanesine

M. Bahadırhan Dinçaslan

6 Ağustos 2015 Perşembe

Şeyda Makamı

"Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır."
Nesimi

Sorma be birader men rabbükeyi
Hiçlik içre bizim gizimiz vardır
Bizde oruç namaz yoksa kınama
Beytullah yolunda izimiz vardır

Nefsimize uyduk uymayız size
İftalar boşuna çökmeyiz dize
Kelamullah diye kibretme bize
Bizim de Allah'a sözümüz vardır

Ene'l Hak diyorsak o da hakçadır
Makamımız şeyda derler tekçedir
Erenler ceminde geçer akçedir
Allah'ın indinde nazımız vardır

Cenneti ışıtan bizim nurumuz
Cehennemi yakan bizim narımız
İlişme akıldan vardır zorumuz
Levh-i mübin üzre yazımız vardır.

M. Bahadırhan Dinçaslan