Altın hep altındır ışımasa da Kadim kudret çökmez dağ olsa yükü Kayıp mıdır her dolanan susada? Don mu vurur derine inen kökü? Küllerinden közlenecek çerağı Şom gölgeden bir yalaz ışıyacak Kırık kılıncın alınca kılağı Mahrum başı yeni taç taşıyacak
Çöktüm bir başıma taşın üstüne Ateşin başında kızıl örtülü Dağlarda hükmünü süren karanlık Bütün yaşayanlar: Kaskatı ölü Batı'da bir yerde belki de güneş Parlıyordur üstüne çiçeklerin Bir baharın ferahlığı içinde Saka kuşlarının şarkısı derin
Fakat bir başıma oturuyorum Yadımda anısı sabık yeşilin Ve çocukluğumun toprak kokusu Belki asla yaşanmadılar, lakin Ki, geri gelmemek üzre gittiler Gömüldüm; cesedim, gözünde perde Gölgelerin şarkısını dinliyor Işık ve ümidin öldüğü yerde
Oturmuşum, seni düşünüyorum Boz ufkumda hala senin izin var Ev yoluna sapar gibi bir akşam Gözlerimde gûrûb yüzümde rüzgar Bir zaman çağırsan sana gelirdim Gelirdim çağırsan sana koşarak Şimdi ellerine nasıl uzağım Örtüyor üstüme akşamı şafak Şimdi ben dünyanın sonunda, çöktüm Oturdum bilmeden sen neredesin Efendim, efendim ölmeden bana Cevap verecek mi incecik sesin?
Çeviren: M. Bahadırhan Dinçaslan
Orijinali: Tolkien, "I sit upon the stones alone". Şiir, çeviriden çok yeniden yorumlama oldu, olsun.
Belki fark etmişsindir, birçok şiirim artık yayında değil. Kitaplarımı alabilirsin. Bu duyuruyu görecek kadar umursuyorsan, şahsi mitolojimi örgüleştireceğim yeni şiir projemden haberdar olmak için adımsoyadım@gmail.com'a bir e-posta atıver.
Bahadırhan Dinçaslan
"...bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu. Fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmâl edeceksin. "