Ağıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2022 Çarşamba

Erşiya'nın Ağıdı

 -İşgalci İran'ın molla rejiminin zulmüne dayanamayarak intihar eden Erşiya'nın aziz hatırasına-

Erşiyacık, taze fidan, tay oğul
Seslenirim duymaz mısın ay oğul?
Hadi çık da şol Sehend'in bağrına
Benzinden ak kuzuları yay oğul

Sezdim oğlum bana anne demenden
Bildim ahir bir uğursuz gümenden
Tez usandın seyr-i sahn-ı çemenden
Cennet midir şimdi sana cay oğul?

Molla bilmez, müftü bilmez balamı
Ben büyüttüm çektim nice alamı
Olmadın ya cibgir farsın gulamı
Olasan Türk cennetinde bay oğul

Erşiyacık, Erşiyacık ay oğul
Göyce gökte ulduzları say oğul
Çehrenden bir hilal bağışla yurda
Gözlerimden hiç olmasın zay oğul

M. Bahadırhan Dinçaslan

11 Ocak 2022 Salı

Du sollst der werden der du bist

-İktidarın, toplumun ve ailesinin baskısı yüzünden tarikat zulmüne dayanamayarak canına kıyan Enes Kara'ya-

Her şeyi bilirler onlar Allah hangi eliyle
Tutunmuş da tırabzana Arş'a istiva etmiş
Onlar her şeyi bilirler - ben ne desem nafile
Toplamış tüm hasenatı bana masiva etmiş

Ben de bir şeyler bilirdim - mesela bana dair
Ben de bir şeyler yazardım - ama sevdiğim kıza
Fakat umrumda değildi kelam, fıkıh ve sair
Benlik değildi kasemler güne yahut yıldıza

Kendim olmak istemiştim yalnızca bir ben olmak
İddiasız ve buyruksuz kendi halinde biri
Ne var bilmeseydim ben de her şeyi köşe bucak
Yalnız aşık olduğumda karşılasam seheri?

Onlar benim yerime de bilirlerdi her şeyi
Olmaz dediler olamaz dedi anam ve babam
Sıtkım da sıyrıktı hani bu hayattan epeyi
Anladım ki yarında da boşa gidecek çabam

Ben de öldürdüm kendimi, ben yokum artık yeter
Ölmeseydim hayatımı başkası sürecekti
Öldürmeseydim kendimi yüz yaşımda bir hançer
Kör gözümü dağlayarak yine öldürecekti 

Alterius non sit qui suus esse potest.

M. Bahadırhan Dinçaslan



9 Ağustos 2021 Pazartesi

Müntehir

İyi bilirdim, daim doluydu çaydanlığı
Seherde çorbacıda içerken karanlığı
Mırıldandığımız birlikte bir şarkıydı 

İzin isterdi benden kerih vakitten önce
Namaz kılardı ben de kafa bulurdum ince
Öteden beri öte alemler merakıydı

Düğümlendi kursakta onsuz aldığım yudum
Dost muyum? Adam mıyım? Ben de sizinle duydum:
Arkadaşım bu akşam kendi canına kıydı.

M. Bahadırhan Dinçaslan

12 Ekim 2019 Cumartesi

Fırat Ağıdı

-Şehit Hacı Bebek'in anısına, bütün şehitlerimize- 

Döşünde gelincik açmış senin süsün emmoğlu
Sadasıdır yüreğinde vuran kösün emmoğlu
Kurt kademi yürürken sen aklıma mehter gelir

Gocavradın malum olmuş dün gece rüyasına
Kara bulut kara yaşmak Binboğa’nın yasına
Teneşire genç konur mu ölümden beter gelir

Hayfın almazsa Avşar’a haremi haram olsun
Kara giysin ağıt yaksın ardından Sarız, Göksun
Olmaz olsun böyle devran ölümüz çifter gelir

M. Bahadırhan Dinçaslan


13 Şubat 2019 Çarşamba

Ozan Arif'e Ağıt

-Oğuz töresince, irticalen-



Sen yalnız değilsin, kırk kara nöker
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.
Uçtuğun gökte al yalımlı ülker
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Ozanlar ölür mü? Türküsü kalır
Ölmez bu hareket... Ülküsü kalır
Dilden dile mesel öyküsü kalır
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Gülümse, bir vakur matemle Turan
Bir coğrafya, yaş döküyor ardından
Karaçorlu, Mahdumkulu ve Çolpan
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Şi'rinle açtığın o izi süren,
Tabutluktan çıkıp Mamak'a giren
Nal bıyıklı tam on milyon alperen
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Üzülme, üzülme! Düşmedi tuğun
Sonsuz arafında var ile yoğun
Ozan Arif, özlediğin Başbuğun
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Genişler, bununla avunur sadır
İnsanın adını eser yaşatır
Mısralarınla büyüyen Bahadır
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

M. Bahadırhan Dinçaslan

11 Şubat 2018 Pazar

Afrin Ağıdı

Bir lahuti terennümle bin atlı
Dolu dizgin sahipkıran kanatlı:

Gökyüzünü ıssız koyup göçtüler.

Yerin suyun ıssıları beraber
Kül Tegin'in altına birer birer:

Adlarını taşa oyup göçtüler.

Gök Börü'nün düştüler gök izine
Oturdular tanrının sağ dizine:

Nama kanıp, şana doyup göçtüler.

Nallarının çıngısından yadigar
Yıldızları sürdü peşinden rüzgar:

Tinlerini tenden soyup göçtüler.

M. Bahadırhan Dinçaslan


26 Ocak 2016 Salı

Türkmendağı Ağıdı: Şehit İbrahim Küçük

-Türkmendağı'nda Türkmen'i Rus'a, Fars'a, Arap'a karşı savunan ülkücü şehit İbrahim Küçük Anısına-

Felek bizden hayfın aldı Türkmendağı'nda
Bir İbrahim Küçük öldü Türkmendağı'nda

Şahidiz ki her gece bir koyakta erler
Bir lokmayı üçe böldü Türkmendağı'nda

Kızıl kara kabuslardan sızan şebbiha
Balalara dehşet saldı Türkmendağı'nda

Fars köpeği, Rus kargası, Arap yılanı
Mayamıza ağu çaldı Türkmendağı'nda

Kavim kardaş, elim obam duymadı bizi
Dost ağladı düşman güldü Türkmendağı'nda

Son ahının yankıları çınlasın dursun
Yiğit öldü şanı kaldı Türkmendağı'nda

Işıtıp ısıtsın diye Turan'ı Ocak
Bir çift gözün feri soldu Türkmendağı'nda

Bir Küçük kıyamet koptu Türkmen içine
Tengri bastı, yer yarıldı Türkmendağı'nda

Şehidiz ki hangi dağda kurt öldü demen
Siz sağ olun, Bozkurt öldü Türkmendağı'nda

M. Bahadırhan Dinçaslan




2 Haziran 2015 Salı

Ülkücü Şehit

Benim bir huyum vardır. Arada bir, ülkücü şehitlere yazılan ağıtları okurum. Özellikle Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun, Akif'in "Asım'ın Nesli"nden mülhem Asım'ın Nesli şiir serisini... Sanırım ülkücülükten kopamamam biraz bu huyum nedeniyledir.

Geçenlerde yine okurken, şahsen tanışmadığım, Facebook arkadaşım Ahmet Karahan ağabeyle tesadüf oldu, bu şiir serisini andık. Şiirlerden birinde anılan "Kara Mürsel, kara üzüm gözlü Mürsel"i, Mürsel Karataş'ı sık sık düşünür, "mesela o genç, anısı yaşatılmayacaksa, boşuna mı öldü" diye anar dururdum. Ahmet Bey de, "Mürsel sanki şu an karşımda gibi..." dedi, ve o dediğinden beri kafamda dönüp duran mısraları şimdi temize çektim. Şiirin ithafı ülkücü şehitleredir ama, Ahmet Karahan'a hediye ediyorum.


Ülkücü Şehit

Yanık bağrı kızıl kurşun sorağı
Pırıl pırıl isyan, vakar ve ülkü
Bilmem kaç bin yıllık göçün durağı
Islığında yetim kalan o türkü.

Ufukta bir yitik güneş avlayan
Göz değil, tirkeştir ucundan çekik
Bir müphem uzağa alıyor nişan
Bıyığından sarkan iki sert tetik

Dikilse, Tanrıdağ, Mingitav, Altay,
Eğilse bir şihab arzın üstüne
Yüzü günebakan, esrik dolunay
Kıblesi bir muştu allanan güne

Bir delik açıldı göğün yüzünde
Boşaldı zemberek, saat duruldu
Kıblesinde bir bozkurtun izinde
Tam Allah'ı görecekti, vuruldu.

M. Bahadırhan Dinçaslan

*Esrik dolunay tabiri, Dilaver Cebeci'ye ait...

26 Şubat 2015 Perşembe

Çakıroğlu Ağıdı

-Babam Duran Dinçaslan'ın, ülkücü şehit Fırat Çakıroğlu'na Avşar Türkmenleri usulünce yaktığı ağıttır-

Fırat oğlum, Çakır oğlum
Dava haktır haykır oğlum
Nerede Devlet Bahçeli,
Hiç mi yoktu hatır oğlum

Seni vuran senle yaşıt,
Dört bir yana dolmuş çaşıt,
Eşkiyalar kol geziyor
Üniverste oldu düşüt

Çakır oğlum Fırat oğlum
Serbest sana sırat oğlum
Uçmakta yoldaşın bekler
Tanrı vermiş berat oğlum

Hele dön bir bak maziye
Yürek dayanmaz sızıya,
Ege'den Bozkurt yolladım
Özmen ile Önkuzu'ya

Irmak olmuş akar Fırat
Coşmuş bendin yıkar Fırat
Tasviri durur karşımda
Bakanları yakar Fırat

Karalar giymiş hocası
Ağlıyor genci kocası
Bir ocağın bir umudu
Söndü tütmüyor bacası

Kanı akmış ılgıt ılgıt
Düşmanları çalmış zılgıt
Bunu görmeyen gafilin
Ya bakar kör ya aklı kıt

Kartal bakışlı Kültegin
Davran bire gardaş yekin
Hiç mi emmi dayısı yok
Toplanın da gayret çekin

Dağlar kadar acımız var
Dayanacak gücümüz var
Sahipsiz sanman Fıratı
Alınacak öcümüz var

Duran Dinçaslan

21 Şubat 2015 Cumartesi

Fırat Çakıroğlu'na Ağıt

-Türkmen ağıtsız ölmez. Oğuz töresince, irticalen-

Yara yara bir kavgaya
Girmeliydim kırat ile
Meydanda er dileyüben
Bir mukaddes murat ile

Nökerlik edip beyime
Yar olmaya konçuyuma
Şerefle şanla köyüme
Dönmeliydim berat ile

Dönemedim. Düşüp kaldım
Dolu içip yere çaldım
Tesellim ılgarı saldım
İşim olmaz Sırat ile

Tan yerini sarmış efkar
Açık gözüm ufka bakar
Kanım Tuna boyu akar
Gözüm yaşı Fırat ile...

M. Bahadırhan Dinçaslan