29 Mart 2016 Salı

Buket

Öldü, kitabesi meçhule nişan
Mehlika yolunda işaret kaldı
Eyvah ki eyvah o enis-i dilden
Ufkumda bir kızıl hayalet kaldı

Bir ebedi sa'yin mesafesinden
Yılınca salındı kuş kafesinden
İncecik ah ile son nefesinden
Yazgımı dokuyan bu ayet kaldı

Biz iyi bilirdik ama ne çare
Gülmedi yaşarken yüzü bir kere
Misafirdi zaten bastığı yere
Musallada bile emanet kaldı

Dört dağın Türkmeni gibi gezerdi
Gözünden hepsine can suyu verdi
Ömrünce bir murad uğruna derdi
Terekede öksüz bir buket kaldı.

M. Bahadırhan Dinçaslan

*Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
Oradan gelmeyecekmiş dediler

Yahya Kemal

*Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim
Necip Fazıl

*Baki o enis-i dilden, eyvah
Beyrut'ta bir mezar kaldı
Abdulhak Hamid

*Benim tabiattan tek bir muradım
Götüreyim nazlı yare bir çiçek 
Reyhani

22 Mart 2016 Salı

Siyah Elbise

Dile gelip anlatsa bu kırık taşlı kabir
Sevdiğini öldüren herkes biraz bendedir
Güneşin altındaki o en eski hikaye

Hani o latif vahiy, duyup genişlediğim
Telafisiz bu cürüm elimle işlediğim
Yaksın beni bu yangın, alsın beni haviye

Elimde, kurtardığım yanan bir kiliseden
Mahzun etek parçası, o siyah elbiseden
Ebedi ağıdımda göz yaşımı silmeye

M. Bahadırhan Dinçaslan


9 Mart 2016 Çarşamba

Kaçılmaz Kadın

Bölüm I: Mathilda

Şu çöken geceye yeminim olsun
Şüphesiz ki evvel ahir senindir
En derin uykunun sırrına medfun
Sakladığım bu cevahir: Senindir

Sokakta yoluma yatan cehennem
Bin peri saçından dokunan kumaş
Kıpkızıl şehrayin önümce müphem
Kulağımda uğul uğul bir savaş

Yeter diz çöktürdün mısralarıma
Yeter, teslim oldum askerini çek
Merhamet, bütüne müştak yarıma
Merhamet, ey geda Kabesi etek

Ey cezbesi girdap açılan kucak
Uykumu bağışla göz kapağım kum
Adrestia, lutf et, peşimi bırak
Mathilda, Mathilda... Boğuluyorum

Bölüm II: Adrestia
Önüme uzanan gölgemde pusu
Ardımda hafiye: Ayak sesleri
Her gece ribatta tavşan uykusu
Başka şeytanlık her akşam üzeri

Hışmında bin mekir örülü tuzak
Takibi, tacizi amansız yosma
Bir melun kadından kaçışıma bak
Koşar adım bir meşum serencama

Ardıma son bakış aynadan makes
Kaçılmaz kadının hafiyesine
Gözüme mil çeker gibi son nefes
En uzun gecenin kafiyesine

M. Bahadırhan Dinçaslan


26 Ocak 2016 Salı

Sitemkâr

Yutkunup küfretmediğim son nezaket icabı
Mahşere kaldıysa bile davamızın hesabı
Cehennemin açık ağzı bedduamın girdabı
Ömrün, şansın, tebessümün çevrilip yutulacak

Sen mehtabı seyrededur ardında benim gölgem
Bir ürperten fısıltıyım kulak zarında müphem
Çeyrek yüzyıl ciğerimde göllenip duran sitem
Tel tel çektiğin kalbimden ok gibi kurtulacak

Ben; sabah kimseler yokken boy aynana bakınca
Ben; bir an gördüm sandığın akşam mumu yakınca
Beni anacaksın gece birden şimşek çakınca
Ben aklında kalacağım her şey unutulacak

Hani, o başlığın altı yazıp yazıp sildiğin
Nakli memnu, menfur öykü sustukça eksildiğin
Bir gün biri gelip sana çok yakından bildiğin
Bir şiiri okuyacak ve dilin tutulacak.

M. Bahadırhan Dinçaslan

Türkmendağı Ağıdı: Şehit İbrahim Küçük

-Türkmendağı'nda Türkmen'i Rus'a, Fars'a, Arap'a karşı savunan ülkücü şehit İbrahim Küçük Anısına-

Felek bizden hayfın aldı Türkmendağı'nda
Bir İbrahim Küçük öldü Türkmendağı'nda

Şahidiz ki her gece bir koyakta erler
Bir lokmayı üçe böldü Türkmendağı'nda

Kızıl kara kabuslardan sızan şebbiha
Balalara dehşet saldı Türkmendağı'nda

Fars köpeği, Rus kargası, Arap yılanı
Mayamıza ağu çaldı Türkmendağı'nda

Kavim kardaş, elim obam duymadı bizi
Dost ağladı düşman güldü Türkmendağı'nda

Son ahının yankıları çınlasın dursun
Yiğit öldü şanı kaldı Türkmendağı'nda

Işıtıp ısıtsın diye Turan'ı Ocak
Bir çift gözün feri soldu Türkmendağı'nda

Bir Küçük kıyamet koptu Türkmen içine
Tengri bastı, yer yarıldı Türkmendağı'nda

Şehidiz ki hangi dağda kurt öldü demen
Siz sağ olun, Bozkurt öldü Türkmendağı'nda

M. Bahadırhan Dinçaslan




12 Ocak 2016 Salı

Şark-ı Karib

"Dur görüm, bu ağaç benzir anama..."
                                               Şehriyar

Ufukları dağ yetimi bir şehrin lağımında
Düşlerimde şark-ı karib çamur içinde inci
Hatıralar paslı kılıç belki bin yıldır kında
Istırabım iskan olmuş bir Avşar kadar kinci

On bir kişi Horasan'dan çıkanda* elvan elvan
Cehennemin açık ağzı içre dört nala keşik
Bir ucunda koca Sehend, bir ucunda Savalan
Sulbünü Türkmen etmeye Oğuz sallarken beşik

Her gece birini seçip hazar-yek masalından
Turkuvaz bir yıldız olup göğünden kayacağım
Şehriyar'ı dinliyorum bir ağacın dalından
Kızım olursa adını Ay Tebriz koyacağım


M. Bahadırhan Dinçaslan

*On bir kişi Horasan'dan çıkanda 
Ak sayaya yeşil düğme dikende 
Çıkıp yücelerden engin bakanda 
Yol alıp gidiyor göçü Avşar'ın 

Dadaloğlu

22 Aralık 2015 Salı

Şeb-i Yelda

"Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtela-yı gama sor kim geceler kaç saat..."

Şu çöken geceye yeminim olsun
Şüphesiz ki evvel ahir senindir
En derin uykunun sırrına medfun
Sakladığım bu cevahir: Senindir

Ayın en bakire çehresindesin
Ebedi leylîyim gıyabında ben
Şükûf-u beyaban açtı nergisin
Mecnun'um beyhude serâbında ben

Bir sabah uyanıp uykudan mahmur
Bulayım o mevud fecr-i karîbi
Davud'a nazire dilimde mezmur
Dereye susamış bir ceylan gibi

Güneşi özledim Rapunzel gökten
Sarkıt saçlarını göğe çıkayım
En uzun gecenin şakağına ben
Bir namlu dayadım... Sık de sıkayım!

M. Bahadırhan Dinçaslan

"Vel leyli izâ yagşâ."
"Ve inne lenâ lel âhırate vel ûlâ."
"Küll-i atin karib"
"Sicut cervus desiderat ad fontes aquarum, ita desiderat anima mea ad te, Deus."