"Başkaları cehennemdir."
Meçhul tanrıların adı konmamış kabusuna
Dalar şehir cehennemî bir hasretle bûsuna
Gece kim bilir kimlerin müphem korkularıdır
Hep başkası, bu cehennem; göz kapağımda ağır
Bir perdenin karanlığı, sarmalar sarar beni
Üfler kandili heyûla dört bucak arar beni
Rûya aleminin müthiş boşluğuna asılı
Elden düşme bir hezeyan kim bilir kimin malı
Her gün sureti bir başka, her gün aynı hafakan
Belli belirsiz tanıdık, sesi gelir uzaktan
Ah bu belalı hatifin sesi kulakta buzul
Bir rafızi ritüelin yankısı uğul uğul
Bürür beynimi haşerat binlerce küçük ağız
Açılır üleşir beni boşlukta yapayalnız
Kaskatı bir felcin sessiz çığlığı yankılanmaz
Başkaları hep unutur adımı kimse anmaz
Yolun sonu geldi derken yalnız, sessiz, kötürüm
Göz ucuyla sağ yanımda ellerini görürüm
Ellerin! Son teşrifinde aynama bıraktığın
Ellerin! Ah yed-i beyza! Kıpır kıpır bir yangın
Yalazı yüzümü yalar felcin buzları erir
Bağrımdan bir şeytan kalkar iman tahtam ürperir
Ah! Allah'ın elleridir meshi sağaltır beni
Hissederim unutmaz bu vefalı hatır beni
Başkaları cehennemdir bu eller cennetimden
Çiçek derer, ıtır kokar: Kim demiş yalnızım ben?
Sabaha dek Ebu Leheb hamurumu yoğurur
Dokuz soluk bekler beni taze tekvin doğurur
Kapanır göz kapaklarım bir munis serencama
Yangın sönüp silüetin gümüş kakınca cama
Gece şafağın layemut şiirini besteler
Aynamda kirpiklerinden akseden bercesteler
M. Bahadırhan Dinçaslan
11 Mayıs 2018 Cuma
27 Mart 2018 Salı
Zakir
-Yağız Ozan'a nazire-
Sofiyane bir vecd üstümde tülbent
Bir buse bırakır rûha nihavent
Önüme çekilir masivadan bent
Bir hırka, bir asa aşar gelirim
Tayy-i mekan, tayy-i zaman, yerimde
Sayarım yürüyüş kararı; müjde!
Bin yıl ve bir adım kaldı Muid'e
Makamım hayretî, şaşar gelirim
İncecik sekarat, cılız nefesi
Verirken, vücudun bu son raşesi
Kırılır Davud'un sırça kasesi
Bin yeni gözeden taşar gelirim
Zonklayan esrar şah damarımda hûş
Nabzımda bin ölüm, bin yeni doğuş
Ey ukbadan bana açılan ağuş
Üç günlük dünyayı yaşar gelirim
M. Bahadırhan Dinçaslan
Sofiyane bir vecd üstümde tülbent
Bir buse bırakır rûha nihavent
Önüme çekilir masivadan bent
Bir hırka, bir asa aşar gelirim
Tayy-i mekan, tayy-i zaman, yerimde
Sayarım yürüyüş kararı; müjde!
Bin yıl ve bir adım kaldı Muid'e
Makamım hayretî, şaşar gelirim
İncecik sekarat, cılız nefesi
Verirken, vücudun bu son raşesi
Kırılır Davud'un sırça kasesi
Bin yeni gözeden taşar gelirim
Zonklayan esrar şah damarımda hûş
Nabzımda bin ölüm, bin yeni doğuş
Ey ukbadan bana açılan ağuş
Üç günlük dünyayı yaşar gelirim
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Şiir,
Zakir
12 Mart 2018 Pazartesi
Sanhedrin
Bir müphem ümitle titreşir ufuk
İkrarının yükü sırtında kambur
Takılır gözleri bir kelebeğe
Uzatır boynunu kanlı kütüğe
Annesinin kandırdığı bir çocuk
Yazgıya boynunu eğişi mağrur
Kuru elleriyle ihtiyar adam
Bir şabbat ağıdı inleyip durur
Uyanır Celile horoz sesine
Günahsız kuzunun can kafesine
Cebel Musa olur kurulur makam
İlk taşı atanın elleri kurur
Sükut orucunda günahkar kadın
Hakikat ağırdır, dili tutulur
Gözlerinin derininde bir bulut
Baş taşı üstünde dikilir bir put
Boğazlanıp gömülmüş bir tanrının
Gizler göz yaşını ipince yağmur
M. Bahadırhan Dinçaslan
İkrarının yükü sırtında kambur
Takılır gözleri bir kelebeğe
Uzatır boynunu kanlı kütüğe
Annesinin kandırdığı bir çocuk
Yazgıya boynunu eğişi mağrur
Kuru elleriyle ihtiyar adam
Bir şabbat ağıdı inleyip durur
Uyanır Celile horoz sesine
Günahsız kuzunun can kafesine
Cebel Musa olur kurulur makam
İlk taşı atanın elleri kurur
Sükut orucunda günahkar kadın
Hakikat ağırdır, dili tutulur
Gözlerinin derininde bir bulut
Baş taşı üstünde dikilir bir put
Boğazlanıp gömülmüş bir tanrının
Gizler göz yaşını ipince yağmur
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Sanhedrin,
Şiir
26 Şubat 2018 Pazartesi
Castrum Doloris
Kımıl kımıl taze ölüm gölgesi
Dolanıyor odada son nefesi
Her köşede birer şeytan pusuyor
Bir soğuk parıltı kirpiklerinden
Süzülüyor buzul mavi, derinden
Sönmüş dudakları mermer kusuyor
Keşişlerin dillerinde terennüm
İnliyor uzaktan uğursuz kudüm
Gözü açık gitmiş Meryem, susuyor.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Dolanıyor odada son nefesi
Her köşede birer şeytan pusuyor
Bir soğuk parıltı kirpiklerinden
Süzülüyor buzul mavi, derinden
Sönmüş dudakları mermer kusuyor
Keşişlerin dillerinde terennüm
İnliyor uzaktan uğursuz kudüm
Gözü açık gitmiş Meryem, susuyor.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
Castrum Doloris,
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Şiir
14 Şubat 2018 Çarşamba
Uğurlayan
-Bir AŞTİ şiiri-
Uzanır bir kabus gibi ev yoluna istasyon
Bir zebani hevesiyle gözler yolumu balkon
Gözlerimde cin cümbüşü odamda bir helezon
Her köşede cennetinden sürgün bir melek ağlar
Omzum düşer Atlas yükü üstüme bırakılır
Duvarlarda silüetin gözlerime takılır
Uzanırım yorgan tabut üzerime çakılır
Yastık başımda matemde altımda döşek ağlar
Bir intihar ürpermesi uyanırım uykumdan
Hafakanlar üşüşür en iptidai korkumdan
Hatırlarım yıldız gibi kayışını ufkumdan
Gözümde anne sütünden kesilmiş bebek ağlar
M. Bahadırhan Dinçaslan
Uzanır bir kabus gibi ev yoluna istasyon
Bir zebani hevesiyle gözler yolumu balkon
Gözlerimde cin cümbüşü odamda bir helezon
Her köşede cennetinden sürgün bir melek ağlar
Omzum düşer Atlas yükü üstüme bırakılır
Duvarlarda silüetin gözlerime takılır
Uzanırım yorgan tabut üzerime çakılır
Yastık başımda matemde altımda döşek ağlar
Bir intihar ürpermesi uyanırım uykumdan
Hafakanlar üşüşür en iptidai korkumdan
Hatırlarım yıldız gibi kayışını ufkumdan
Gözümde anne sütünden kesilmiş bebek ağlar
M. Bahadırhan Dinçaslan
11 Şubat 2018 Pazar
Afrin Ağıdı
Bir lahuti terennümle bin atlı
Dolu dizgin sahipkıran kanatlı:
Gökyüzünü ıssız koyup göçtüler.
Yerin suyun ıssıları beraber
Kül Tegin'in altına birer birer:
Adlarını taşa oyup göçtüler.
Gök Börü'nün düştüler gök izine
Oturdular tanrının sağ dizine:
Nama kanıp, şana doyup göçtüler.
Nallarının çıngısından yadigar
Yıldızları sürdü peşinden rüzgar:
Tinlerini tenden soyup göçtüler.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Dolu dizgin sahipkıran kanatlı:
Gökyüzünü ıssız koyup göçtüler.
Yerin suyun ıssıları beraber
Kül Tegin'in altına birer birer:
Adlarını taşa oyup göçtüler.
Gök Börü'nün düştüler gök izine
Oturdular tanrının sağ dizine:
Nama kanıp, şana doyup göçtüler.
Nallarının çıngısından yadigar
Yıldızları sürdü peşinden rüzgar:
Tinlerini tenden soyup göçtüler.
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
Afrin Ağıdı,
Ağıt,
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Şiir
30 Ocak 2018 Salı
Petite marchande d'illusion
Zülfü inmiş yanağına yarımaya nazire
Bütün mahalle aşığı; belki hala bakire
Gençler istâreye yatar sokağımdan geçerken
Salınır nazar-ber-kadem çehresi bize mekruh
Zamanı durdurur yosma öyle nazlı, öyle şuh
Nabız bile yavaş atar sokağımdan geçerken
Bakanın göz kapağında meşum şaklar kırbacı
Yılankavi saçlarıyla bu küçük işportacı
Gözbağları alır satar sokağımdan geçerken
M. Bahadırhan Dinçaslan
Bütün mahalle aşığı; belki hala bakire
Gençler istâreye yatar sokağımdan geçerken
Salınır nazar-ber-kadem çehresi bize mekruh
Zamanı durdurur yosma öyle nazlı, öyle şuh
Nabız bile yavaş atar sokağımdan geçerken
Bakanın göz kapağında meşum şaklar kırbacı
Yılankavi saçlarıyla bu küçük işportacı
Gözbağları alır satar sokağımdan geçerken
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Petite marchande d'illusion,
Şiir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)