Zamana yemin olsun ki uşşaka hüsran yoktur
Zira bir dem halk olana bir daha nisyan yoktur
Benim ahım ayet ayet ağar arşa, dilara!
Aksi çınlar o buudda ki zaman mekan yoktur
Yevm-id-dine dek nücum-u asumanı o yakar
Elestîden beri bundan özge kehkeşan yoktur
Melül oluptur ez-cümle levh-i mahfuz kârisi
Kelam-ı Hakk'a nazire sözümde yalan yoktur
Hallakın üç hurufuna mahlukun üç hurufu
Kıyas eden der ki haşa rahmet-i rahman yoktur
Ben bir nazire dedim ki sure-i Fatiha'ya
Demesinler bir manzum-u seza-yı Kuran yoktur
Maksat medh-i hasen ise benim de asarımda
Ol kitab-ı mukaddesten zerrece noksan yoktur
Nasıl methindedir alem ruz u şeb yaradanın
Methinde gönlüm içre bir alem. Ki imkan yoktur
Vasfın nakş-i mukim etmek bir uzunca şiire
Kaddin tasvir etmekliğe layık bir lisan yoktur
Sen salınsan yoktur gülün endamında letafet
Konuşsan bülbülde avaz şairde sühan yoktur
Benim yandığım İbrahim ateşidir aşkında
Ol melekler mayasıdır suzunda dühan yoktur
Kavl-i ezel Neshi kulun saciddir gıyabında
Demesinler ol kafirde ikrar u iman yoktur
M. Bahadırhan Dinçaslan
8 Eylül 2013 Pazar
6 Ağustos 2013 Salı
Dem Gazeli
Erer fasl-ı seyr-i temmuz eser yaz meltemidir
Ahestedir uşşak eren çün ayş u nuş demidir
Destte duhter-i rez kolda duht-ı merdüm, salınır*
Tenhalara ki macera yârânın mahremidir
Uzananda taht-ı sema seyrinde canan ile
Rahm-i orman ehl-i dile köşk-ü adn taremidir
Reng-i nar-ı verdi çalar uğrudur gûrûb-u sayf
Akşam, taksim-i ganimet-i nevbahar cemidir
Yanar dide-i uşşakın derununda her dem ki
Bu ateş temmuzdan değil sevdanın keremidir
Neshi acep mi kaptırdın gönlünü bir Temmuzda
Kavl-i ezel sayf efsunu, şemistan hikemidir
M. Bahadırhan Dinçaslan
Nedim'in "destide duhter-i rez destde duht-ı merdüm / kime el verdi felek böyle begim dünyada" beytine gönderme.
Ahestedir uşşak eren çün ayş u nuş demidir
Destte duhter-i rez kolda duht-ı merdüm, salınır*
Tenhalara ki macera yârânın mahremidir
Uzananda taht-ı sema seyrinde canan ile
Rahm-i orman ehl-i dile köşk-ü adn taremidir
Reng-i nar-ı verdi çalar uğrudur gûrûb-u sayf
Akşam, taksim-i ganimet-i nevbahar cemidir
Yanar dide-i uşşakın derununda her dem ki
Bu ateş temmuzdan değil sevdanın keremidir
Neshi acep mi kaptırdın gönlünü bir Temmuzda
Kavl-i ezel sayf efsunu, şemistan hikemidir
M. Bahadırhan Dinçaslan
Nedim'in "destide duhter-i rez destde duht-ı merdüm / kime el verdi felek böyle begim dünyada" beytine gönderme.
Etiketler:
Dem Gazeli,
Hece vezni ile gazeller,
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Şiir
12 Temmuz 2013 Cuma
Sürgün
"that is not dead which can eternal lie,
and with strange aeons even death may die"*
H. P. Lovecraft
Sürgün
"aldan cetken cılgımın
alazı kaydal, kongurey?
aldı kojun çonumnun
alı kaydal, kongurey?"
"Üstümüze gök mü bastı, yer mi yarıldı?"
Sürülerim vardı benim, sürüler hani?
Tanrıyla güreşen kolum... N'oldu, kırıldı?
Tulparlarım, basmacılar, börüler hani?
Hani, ayam içi gibi bildiğim dağlar?
Hani, gökyüzü çadırdı, güneş tuğumdu?
Ahoy ahoy! Ağıtsızım, bana kim ağlar?
Gören tanrı bana niçin gözünü yumdu?
Deşt-i Kıpçak, yollarına bir hacı gibi
Düşerdim ya bir zamanlar sevgilim için
Unuttun mu beni İtil, yabancı gibi
Ardımsıra ufka doğru bakışın haşin
Hangi tanrıyı kızdırdım düşman kesildi
Bir zaman yılkılarımı besleyen ova
Benim göğüm bana böyle meşum değildi
Göğüm de mi esirindir söyle, Moskova?
Tanrım kör oldu, yamçıma tevekkül etsem
Vursam yola ayaklarım nereye çıkar?
Yuvasından düşen yavru kartalım, sersem
Anam atam yok, olurum kuzguna şikar
Atam tamgası çakılmış kamam, kılıcım
Anamın eliyle dikip verdiği gömlek
Hepsini ardımda koydum, bundandır hıncım
Tasam, ağıtsız, höyüksüz ve yuğsuz ölmek
Benim gökçek İtil'ime Volga dediler
Kızıl aktı katil Volga, amansız Volga
Karadeniz! Bir bacımı sende yediler
Şeytan soyu balıkların dalga-be-dalga
Gidiyorum, bir kardeşim burda yatıyor
Üstü dört mevsim bembeyaz karlarla kaplı
Kanından yeşeren güller kırmızı ve mor
Gözleri çivi, her daim doğuya saplı
Uyanacak gökçe kamlar davul vurunca
Sonsuza dek yatabilen ölü değildir
Sonsuzluğun zembereği bir gün durunca
Kardeşim de hesap sormak için dirilir
"Kökde bir carık culduz
Tavga aylanıp batadı
Ay Alanla! Uçkulan'da
Bir Tulpar ölüg catadı"
M. Bahadırhan Dinçaslan
*"Sonsuza dek yatabilen ölü değildir / Ve tuhaf sonsuzluklarda ölüm bile ölebilir."
and with strange aeons even death may die"*
H. P. Lovecraft
Sürgün
"aldan cetken cılgımın
alazı kaydal, kongurey?
aldı kojun çonumnun
alı kaydal, kongurey?"
"Üstümüze gök mü bastı, yer mi yarıldı?"
Sürülerim vardı benim, sürüler hani?
Tanrıyla güreşen kolum... N'oldu, kırıldı?
Tulparlarım, basmacılar, börüler hani?
Hani, ayam içi gibi bildiğim dağlar?
Hani, gökyüzü çadırdı, güneş tuğumdu?
Ahoy ahoy! Ağıtsızım, bana kim ağlar?
Gören tanrı bana niçin gözünü yumdu?
Deşt-i Kıpçak, yollarına bir hacı gibi
Düşerdim ya bir zamanlar sevgilim için
Unuttun mu beni İtil, yabancı gibi
Ardımsıra ufka doğru bakışın haşin
Hangi tanrıyı kızdırdım düşman kesildi
Bir zaman yılkılarımı besleyen ova
Benim göğüm bana böyle meşum değildi
Göğüm de mi esirindir söyle, Moskova?
Tanrım kör oldu, yamçıma tevekkül etsem
Vursam yola ayaklarım nereye çıkar?
Yuvasından düşen yavru kartalım, sersem
Anam atam yok, olurum kuzguna şikar
Atam tamgası çakılmış kamam, kılıcım
Anamın eliyle dikip verdiği gömlek
Hepsini ardımda koydum, bundandır hıncım
Tasam, ağıtsız, höyüksüz ve yuğsuz ölmek
Benim gökçek İtil'ime Volga dediler
Kızıl aktı katil Volga, amansız Volga
Karadeniz! Bir bacımı sende yediler
Şeytan soyu balıkların dalga-be-dalga
Gidiyorum, bir kardeşim burda yatıyor
Üstü dört mevsim bembeyaz karlarla kaplı
Kanından yeşeren güller kırmızı ve mor
Gözleri çivi, her daim doğuya saplı
Uyanacak gökçe kamlar davul vurunca
Sonsuza dek yatabilen ölü değildir
Sonsuzluğun zembereği bir gün durunca
Kardeşim de hesap sormak için dirilir
"Kökde bir carık culduz
Tavga aylanıp batadı
Ay Alanla! Uçkulan'da
Bir Tulpar ölüg catadı"
M. Bahadırhan Dinçaslan
*"Sonsuza dek yatabilen ölü değildir / Ve tuhaf sonsuzluklarda ölüm bile ölebilir."
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Aşk-ı Memnu
Gene ol zalimde dildade-küşlükten nişan vardır
Görürsün, hançer-i ebrusunun nevkinde kan vardır*
Ne vaslında nasip olur lebin meyine kanmak
Ne hicrine tahammüle fakirde imkan vardır
Lebleri dahi zebanı misl-ü teslis-i tersâ
Gönlüme üç cemre düşer bûsunda Nisan vardır
Nail olsam bir şeb içre ol yedd-i beyzasına
Parmağının her birinde nice bin ihsan vardır
Deme kim laf yok hüsnüne ah şu nâzı olmasa
Demek layık mı esma-ül hüsna'da noksan vardır**
Tıfıl Neshi! Şad mı olur peri kızına yanan?
Had bilmeyen fanilere daima hüsran vardır
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Bu beytin kime ait olduğunu hatırlayamadım. İhtimal, Nef'i'nindir. Bir yolculuk esnasında aklıma düştü, devamını getireyim dedim, alıntının orijinalliğinden de emin değilim, aklımda böyle kalmış.
**Nedim'in "ah kim hercaidir, bigane-meşrebdir biraz / o perinin söz mü vardır yoksa hüsn ü ânına" beytine gönderme, bir nevi cevap.
27.05.2013
Görürsün, hançer-i ebrusunun nevkinde kan vardır*
Ne vaslında nasip olur lebin meyine kanmak
Ne hicrine tahammüle fakirde imkan vardır
Lebleri dahi zebanı misl-ü teslis-i tersâ
Gönlüme üç cemre düşer bûsunda Nisan vardır
Nail olsam bir şeb içre ol yedd-i beyzasına
Parmağının her birinde nice bin ihsan vardır
Deme kim laf yok hüsnüne ah şu nâzı olmasa
Demek layık mı esma-ül hüsna'da noksan vardır**
Tıfıl Neshi! Şad mı olur peri kızına yanan?
Had bilmeyen fanilere daima hüsran vardır
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Bu beytin kime ait olduğunu hatırlayamadım. İhtimal, Nef'i'nindir. Bir yolculuk esnasında aklıma düştü, devamını getireyim dedim, alıntının orijinalliğinden de emin değilim, aklımda böyle kalmış.
**Nedim'in "ah kim hercaidir, bigane-meşrebdir biraz / o perinin söz mü vardır yoksa hüsn ü ânına" beytine gönderme, bir nevi cevap.
27.05.2013
29 Nisan 2013 Pazartesi
Umma
"İnceldise hecr ile karınca gibi belin
Firkat nice bir ola Süleyman ire umma"
Dehhani
Umma gönül, canını ver sen canân ire umma
Sabrı çatlat ümmidi kır yar hemân ire umma
Ol hakk-ı semi' ve'l habir dahi sağırsa sana
Ahın sinene mahpus tâ asumân ire umma
Derd u gamın yükünü çek pir ol bükülsün belin
Bu yola çıkan menzile nev-civan ire umma
Hakk çevirdi yüzün bizden meydan Mervan'a kaldı
Ol sahib-i zülfikar ol hun-feşân ire umma
Misl-i İsa zebun olup bileklerinde çar-mıh
Cibril gökten nüzul olup mihribân ire umma
Misl-i Sümmani ara sen yedi iklimde yari
Çek cefayı amma vasl-ı Bedehşan ire umma
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Dehhani, Nef'i ve Sümmani ustalara bir nevi nazire...
Dehhani'nin dediğini girişte alıntıladım. Nef'i diyor ki, "Gamzen ne dem ki tığ çekip hun-feşan olur / Uşşak-ı dil-figara ecel mihriban olur". Sümmani de şöyle bitiriyor arayışını anlattığı destanı: "İmdi yolum Bedehşan'a düşüptür..."
Firkat nice bir ola Süleyman ire umma"
Dehhani
Umma gönül, canını ver sen canân ire umma
Sabrı çatlat ümmidi kır yar hemân ire umma
Ol hakk-ı semi' ve'l habir dahi sağırsa sana
Ahın sinene mahpus tâ asumân ire umma
Derd u gamın yükünü çek pir ol bükülsün belin
Bu yola çıkan menzile nev-civan ire umma
Hakk çevirdi yüzün bizden meydan Mervan'a kaldı
Ol sahib-i zülfikar ol hun-feşân ire umma
Misl-i İsa zebun olup bileklerinde çar-mıh
Cibril gökten nüzul olup mihribân ire umma
Misl-i Sümmani ara sen yedi iklimde yari
Çek cefayı amma vasl-ı Bedehşan ire umma
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Dehhani, Nef'i ve Sümmani ustalara bir nevi nazire...
Dehhani'nin dediğini girişte alıntıladım. Nef'i diyor ki, "Gamzen ne dem ki tığ çekip hun-feşan olur / Uşşak-ı dil-figara ecel mihriban olur". Sümmani de şöyle bitiriyor arayışını anlattığı destanı: "İmdi yolum Bedehşan'a düşüptür..."
Etiketler:
Dehhani,
Hece vezni ile gazeller,
ire umma,
M. Bahadırhan Dinçaslan,
Umma
13 Ocak 2013 Pazar
Epope
Petöfi'yi dinledikten beridir*
Nabzımın medi Merv, ceziri Peşte
Arpad'ın yemini boynumda zincir:
Bir Asyalı vicdan, doğulu fikir
Baştan başa bozkır kokan bir beste
Uyağı nazire alçalan güne
Dizeleri gökten yerin yüzüne
Sıralı dağlarla örülen şiir
En kavi çelikten çağın örsünde
Dövüldükçe daha, daha da mağrur
İnsanın tanrıya attığı künde
Oğuz'un acuna saldığı ünde
Yankısı som yalaz bir öfke: Timur
Dona girip kılıç kuşanan bozkır
Bir kuş kadar hafif, dağ kadar ağır
Pırıl pırıl yarın kararan dünde
Tüneği kumrudan dölü laçinden
Baküs'e nazire bir bağ bozumu
Deşirilen güller Çin'den Maçin'den
Rus'un ötesinden, İran içinden
Renk renk insanların eşsiz uyumu
Damgası besbelli: fena halde Türk!
İçi latif ipek, dışı rahim kürk
Bin cevher yumağı çelik perçinden
En yeşil ve mavi ruhuyla Hazar
Benimdir, benimdir bu deşt-i Kıpçak
Yere bak! Taşlarda benim izim var
Göğe bak! Yüzünde yıldızım parlar
Benim Avrupa'ya saplanan bıçak
Akan kanda biten kıpkızıl güller
Saldığım gecede yeşeren seher
Tohumum Hun benim, filizim Macar
Sadağımda kırk çatallı Yıldırım
Bre Doğan! Bre Doğan! Yarın uzak mı?
Bir yanım acunda neden hep yarım?
Ayanlar içinde bir ben mi sırım?
Tufanım gün gelip durulacak mı?
Kırıldı dalları kurudu Ağaç
Budunum denize hasret suya aç
Yeşile çalar mı gün gelip sarım?
...
Kadın, gözlerimden sen içerimi
Oku: Destanların çocuğuyum ben
Seni, beni ve tüm kardeşlerimi
Kurtarmak için ben tatlı serimi
Veririm, yeşersin senin de ülken
Asyalı bir tufan, koptum, taşarak
Tuna'yı ben işte tekrar aşarak
Geliyorum yaktım şiirlerimi!
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Petöfi: Sandor Petöfi. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun "Petöfi seni dinliyorum" diye seslendiği şair.
Nabzımın medi Merv, ceziri Peşte
Arpad'ın yemini boynumda zincir:
Bir Asyalı vicdan, doğulu fikir
Baştan başa bozkır kokan bir beste
Uyağı nazire alçalan güne
Dizeleri gökten yerin yüzüne
Sıralı dağlarla örülen şiir
En kavi çelikten çağın örsünde
Dövüldükçe daha, daha da mağrur
İnsanın tanrıya attığı künde
Oğuz'un acuna saldığı ünde
Yankısı som yalaz bir öfke: Timur
Dona girip kılıç kuşanan bozkır
Bir kuş kadar hafif, dağ kadar ağır
Pırıl pırıl yarın kararan dünde
Tüneği kumrudan dölü laçinden
Baküs'e nazire bir bağ bozumu
Deşirilen güller Çin'den Maçin'den
Rus'un ötesinden, İran içinden
Renk renk insanların eşsiz uyumu
Damgası besbelli: fena halde Türk!
İçi latif ipek, dışı rahim kürk
Bin cevher yumağı çelik perçinden
En yeşil ve mavi ruhuyla Hazar
Benimdir, benimdir bu deşt-i Kıpçak
Yere bak! Taşlarda benim izim var
Göğe bak! Yüzünde yıldızım parlar
Benim Avrupa'ya saplanan bıçak
Akan kanda biten kıpkızıl güller
Saldığım gecede yeşeren seher
Tohumum Hun benim, filizim Macar
Sadağımda kırk çatallı Yıldırım
Bre Doğan! Bre Doğan! Yarın uzak mı?
Bir yanım acunda neden hep yarım?
Ayanlar içinde bir ben mi sırım?
Tufanım gün gelip durulacak mı?
Kırıldı dalları kurudu Ağaç
Budunum denize hasret suya aç
Yeşile çalar mı gün gelip sarım?
...
Kadın, gözlerimden sen içerimi
Oku: Destanların çocuğuyum ben
Seni, beni ve tüm kardeşlerimi
Kurtarmak için ben tatlı serimi
Veririm, yeşersin senin de ülken
Asyalı bir tufan, koptum, taşarak
Tuna'yı ben işte tekrar aşarak
Geliyorum yaktım şiirlerimi!
M. Bahadırhan Dinçaslan
*Petöfi: Sandor Petöfi. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun "Petöfi seni dinliyorum" diye seslendiği şair.
Etiketler:
Epope,
M. Bahadırhan Dinçaslan
2 Ocak 2013 Çarşamba
Sual
"Nedir lebinde bu terlik tatlılık güya
Şeker tebessüm edersin gülab söylersin"
Nedim
Söyle dilber avaze-i elest sühanın mıdır
Ziyası şems u kamerin nur-u ruhanın mıdır
Suretin üzre nakş olup şi'r-i sırr-ı ilahi
Ol mühr-ü Hüdadır yahud şirin dehanın mıdır
Lutf eyle ki kerem senden hamd ü sena gedadan
Kıl ruşen ki bu sergeçte yar-i nihanın mıdır
Benim yanmaklığım sana hoş ey bût-i muşrikûn
Kurbanın olmama sebep zevk-i duhanın mıdır
Ey sen gevher-i lamekan Neshi kalbine sığdın
Fakirin sinesi cihan-ender-cihanın mıdır
M. Bahadırhan Dinçaslan
Şeker tebessüm edersin gülab söylersin"
Nedim
Söyle dilber avaze-i elest sühanın mıdır
Ziyası şems u kamerin nur-u ruhanın mıdır
Suretin üzre nakş olup şi'r-i sırr-ı ilahi
Ol mühr-ü Hüdadır yahud şirin dehanın mıdır
Lutf eyle ki kerem senden hamd ü sena gedadan
Kıl ruşen ki bu sergeçte yar-i nihanın mıdır
Benim yanmaklığım sana hoş ey bût-i muşrikûn
Kurbanın olmama sebep zevk-i duhanın mıdır
Ey sen gevher-i lamekan Neshi kalbine sığdın
Fakirin sinesi cihan-ender-cihanın mıdır
M. Bahadırhan Dinçaslan
Etiketler:
Hece vezni ile gazeller,
Neshi,
Sual
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)